Bir avukatın, müvekkilinin davasını takip etmesi halinde kendisine zarar verileceği yönünde tehdit edilmesi, TCK m. 277 (Yargı Görevi Yapanı Etkilemeye Teşebbüs) suçunu mu yoksa TCK m. 265 (Görevi Yaptırmamak İçin Direnme) suçunu mu oluşturur? Yargıtay Ceza Genel Kurulu'nun bu konudaki ayrımını açıklayınız (CGK-K.2021/101).

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #108065

Yargıtay Ceza Genel Kurulu'nun 2021/101 K. sayılı kararında yaptığı ayrıma göre bu eylem, TCK m. 265'te düzenlenen 'Görevi Yaptırmamak İçin Direnme' suçunu oluşturur. Ayrımın temel noktası, failin amacıdır. TCK m. 277'nin oluşması için failin amacının 'belirli bir davada, taraflardan biri lehine/aleyhine bir sonuç elde etmek, gerçeği engellemek veya bir haksızlık yaratmak' olması gerekir. Somut olayda ise failin amacı, belirli bir karar verilmesini sağlamak değil, doğrudan avukatın 'görevini yapmasını engellemektir'. Avukat, TCK m. 6/1-d uyarınca 'yargı görevi yapan' kişidir ve bir davayı takip etmesi, görevini ifa etmesidir. Bu görevin yapılmasını engellemek amacıyla tehdit veya cebir kullanılması, TCK m. 265'in tipik tanımına uymaktadır. Hatta avukat yargı görevi yapan kişi olduğu için suçun nitelikli hali olan TCK m. 265/2 uygulanır. Failin amacı, davanın sonucunu lehe çevirmekten ziyade, avukatın savunma görevini tamamen bırakmasını sağlamak olduğu için TCK m. 277'nin özel kastı oluşmamıştır.