Ceza muhakemesinde temyiz kanun yoluna başvuruya ilişkin CMK m. 291 ve m. 295'te düzenlenen süreler arasında nasıl bir farklılık ve karmaşa bulunmaktadır? AYM'nin Hüseyin Volkan Kurt kararında bu durumun 'mahkemeye erişim hakkı' açısından nasıl bir ihlal yarattığı tespit edilmiştir?

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #108055

CMK m. 291, istinaf mahkemesi kararının açıklanmasından (tefhim) veya tebliğinden itibaren temyiz isteminde bulunmak için genel bir '15 günlük' süre öngörür. Bu süre, uygulamada 'süre tutum dilekçesi' vermek için kullanılır. CMK m. 295 ise, eğer süre tutum dilekçesinde temyiz nedenleri gösterilmemişse, gerekçeli kararın tebliğinden itibaren 'yedi gün içinde' temyiz nedenlerini içeren bir ek dilekçe verilmesini zorunlu kılar. Karmaşa, bu iki sürenin farklı başlangıç noktaları ve sürelerinden kaynaklanmaktadır. AYM, Hüseyin Volkan Kurt (2019/42687) kararında bu durumu ele almıştır. Mahkemelerin, karar tebliğlerinde genellikle sadece 15 günlük temyiz süresini belirtip, 7 günlük gerekçeli dilekçe sunma zorunluluğunu ve bunun sonuçlarını (temyiz talebinin reddedileceğini) bildirmemesinin, başvurucular (ve hatta avukatlar) için yanıltıcı olduğunu ve öngörülemez bir durum yarattığını belirtmiştir. Yargıtay daireleri arasında da bu konuda uygulama birliği olmaması bu belirsizliği artırmaktadır. AYM, bu eksik bilgilendirme ve belirsizlik ortamında, Yargıtay'ın katı bir süre yorumuyla temyiz talebini reddetmesini, başvurucunun 'mahkemeye erişim hakkına' (Anayasa m. 36) ölçüsüz bir müdahale olarak değerlendirmiş ve hak ihlaline karar vermiştir.