Anayasa Mahkemesi'nin Yeliz Erten Başvurusu (B. No: 2020/99) kararında, bir hükümlünün çocuklarıyla telefonla görüşme gününün düzenlenmesi talebinin reddedilmesini hangi temel hak kapsamında ve hangi ilkeyi merkeze alarak değerlendirmiştir? Mahkemenin, idari ve yargısal makamların kararlarında aradığı temel ölçüt ne olmuştur?
Anayasa Mahkemesi (AYM), Yeliz Erten başvurusunda konuyu, Anayasa'nın 20. maddesinde güvence altına alınan 'aile hayatına saygı hakkı' kapsamında değerlendirmiştir. Değerlendirmenin merkezine ise Anayasa'nın 41. maddesinde de belirtilen 'çocuğun yüksek yararı' ilkesini almıştır. AYM'ye göre, devletin aile hayatına saygı hakkı bağlamında sadece müdahaleden kaçınma (negatif yükümlülük) değil, aynı zamanda aile bağlarının, özellikle ebeveyn-çocuk ilişkisinin sürdürülmesi için gerekli tedbirleri alma (pozitif yükümlülük) görevi de vardır. Mahkemenin, idari (Ceza İnfaz Kurumu) ve yargısal (İnfaz Hakimliği) makamların kararlarında aradığı temel ölçüt, 'ilgili ve yeterli gerekçe' sunulmasıdır. Somut olayda, güvenlik gibi soyut gerekçelerle talebin reddedilmesi, ancak bu güvenlik riskinin somut olgularla desteklenmemesi ve başvurucunun hafta içi okul sonrası saatlerde görüşme yapma gibi alternatif talebinin hiç değerlendirilmemesi, kararların 'ilgili ve yeterli gerekçe' içermediği sonucuna yol açmıştır. Dolayısıyla, devletin pozitif yükümlülüklerini yerine getirmediği ve aile hayatına saygı hakkının ihlal edildiğine karar verilmiştir.