Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 2019/853 E., 2020/907 K. sayılı kararında, dava dilekçesinde belirsiz alacak davası olarak isimlendirilmesine rağmen belirsiz alacak davası unsurlarının bulunmadığı, ancak kısmi dava koşullarının mevcut olduğu bir durumda mahkemece nasıl bir yol izlenmesi gerektiği açıklanmıştır. 'Davacının dava açmaktan başka bir yolla alacağına kavuşması mümkün olmayıp bir mahkeme kararına muhtaç ise dava açmakta hukuki yararının bulunduğu tartışmasızdır' ilkesi ile 'dava türünü doğru belirleyip buna göre yargılamayı sürdürüp davayı sonuçlandırmak da hâkimin görevidir' prensibi arasındaki ilişkiyi açıklayınız.

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #107400

Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 2019/853 E., 2020/907 K. sayılı kararı, dava dilekçesindeki dava türü isimlendirmesindeki yanılgı durumunda mahkemenin izleyeceği yolu açıklamıştır. Karara göre, davacı dava dilekçesinde belirsiz alacak davası olduğunu belirtse bile, eğer belirsiz alacak davası unsurları bulunmuyor ancak kısmi dava koşulları mevcutsa, dava hukuki yarar yokluğundan hemen usulden reddedilmemelidir. Bunun temelinde iki önemli prensip yatmaktadır: 1. **Dava Açmakta Hukuki Yarar İlkesi**: Karar, 'davacının dava açmaktan başka bir yolla alacağına kavuşması mümkün olmayıp bir mahkeme kararına muhtaç ise dava açmakta hukuki yararının bulunduğu tartışmasızdır' ilkesini vurgulamıştır. Alacağın belirli veya belirsiz olması, başlangıçta var olan hukuki yararı ortadan kaldırmaz. Zira davacı davalıdan olan alacağını istemektedir ve bu istemde her zaman hukuki yarar vardır. 2. **Hâkimin Davayı Aydınlatma ve Hukuku Re'sen Uygulama Görevi**: HMK m. 33 gereğince, hâkimin Türk Hukukunu re'sen uygulaması ve HMK m. 32 gereğince yargılamayı sevk ve idare ederek dava türünü doğru belirlemesi görevidir. Karar, hâkimin davacının dilekçesinde yaptığı isimlendirmeyle bağlı olmaksızın, talep sonucuna göre dava türünü (eda, tespit, kısmi, belirsiz alacak vb.) doğru belirlemesi ve buna göre yargılamayı sürdürmesi gerektiğini belirtmiştir. Eğer dava dilekçesinde asgari bir tutar gösterilmiş ve belirsiz alacak davası mı yoksa kısmi dava mı olduğu konusunda açıklık yoksa, hâkim HMK m. 119/2 uyarınca davacıdan açıklama istemeli ve davacının beyanı doğrultusunda veya belirsiz alacak davası koşulları yoksa doğrudan kısmi dava olarak görülüp karara bağlanmalıdır. Bu iki prensip birbiriyle ilişkilidir: Davacının hak arama özgürlüğü ve hukuki yararı, mahkemenin şekli nitelemeye takılmadan davanın esasını incelemesini ve doğru hukuki vasıflandırmayı re'sen yapmasını gerektirir. Bu durum, davacının usuli hatalar nedeniyle hak kaybına uğramasının önüne geçmeyi amaçlar.