5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu (CMK) m. 168/1, suçtan doğan zararın 'kovuşturma evresi başlamadan önce' giderilmesi halinde etkin pişmanlık hükümleri uyarınca ceza indirimini öngörmektedir. Yargıtay 2. Ceza Dairesi'nin 2013/30341 E., 2014/20209 K. ve 2013/31245 E., 2014/2164 K. sayılı kararlarında, 'kovuşturma evresinin' başlangıcı olarak iddianamenin kabul tarihi esas alınmaktadır. Bu bağlamda, hırsızlık suçundan mağdurun zararının iddianamenin kabul tarihinden önce giderilmiş olması durumunda etkin pişmanlık hükümleri nasıl uygulanmalı ve bu durumun mahkeme kararındaki önemi nedir?

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #107398

CMK m. 168/1, etkin pişmanlık için zararın 'kovuşturma evresi başlamadan önce' giderilmesini şart koşar. CMK m. 2/f'ye göre kovuşturma, iddianamenin kabulüyle başlar ve hükmün kesinleşmesine kadar devam eder. Dolayısıyla, kovuşturma evresinin başlangıcı, iddianamenin mahkeme tarafından kabul edildiği tarihtir. Yargıtay 2. Ceza Dairesi'nin 2013/30341 E., 2014/20209 K. sayılı kararında, sanık hakkında hırsızlık suçundan iddianamenin 06/05/2011 tarihinde mahkemece kabul edildiği, mağdurun zararının ise 04/05/2011 havale tarihli dilekçe ile sanığın yakınları tarafından 'iddianamenin kabulüne kadar geçen evrede' giderildiğinin anlaşıldığı belirtilmiştir. Benzer şekilde, 2013/31245 E., 2014/2164 K. sayılı kararında da mağdurun zararının kovuşturma evresi başlamadan önce (iddianamenin kabul edildiği 05/11/2009 tarihinden önce, 02/11/2009'da) giderildiği tespit edilmiştir. Bu durumun mahkeme kararındaki önemi şudur: Eğer zarar, iddianamenin kabulünden önce giderilmişse, TCK'nın 168/1. maddesindeki daha lehe olan '2/3 oranında' etkin pişmanlık indiriminin uygulanması gerekir. Mahkemenin, zararın yargılama aşamasında giderildiğini kabul ederek (veya yanlış tarihlendirme yaparak) daha az indirim oranı olan 1/2 gibi bir oranla indirim yapması, sanık aleyhine sonuç doğurur ve bozma nedenidir. Bu, ceza muhakemesinde evrelerin doğru tespit edilmesinin ve her evreye özgü hükümlerin eksiksiz uygulanmasının, failin hukuki durumunu doğrudan etkileyen kritik bir unsur olduğunu gösterir.