5271 sayılı CMK'nın 161. maddesi ve 2559 sayılı Polis Vazife ve Salahiyet Kanunu (PVSK) Ek 6. maddesi uyarınca, kolluğun bir suçun işlendiği izlenimini veren bir hali öğrendiğinde derhal Cumhuriyet savcısına haber verip emri doğrultusunda soruşturma işlemlerine başlaması zorunludur. Yargıtay 20. Ceza Dairesi'nin 2016/1371 E., 2016/4311 K. sayılı kararında, şüphe üzerine araçta yapılan aramalarda uyuşturucu madde ele geçirilmesi olayında, usulüne uygun adli arama kararı alınmamasının hukuka aykırı delil yasağı kapsamında nasıl değerlendirildiği açıklanmıştır? Bu durum, 'soruşturma' tanımının (CMK m. 2/e) delil toplama aşamasındaki usuli gereklilikleri nasıl etkilemektedir?

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #107394

CMK m. 161 ve PVSK Ek 6, kolluğa bir suç izlenimi aldığında derhal Cumhuriyet savcısına bilgi verip emri doğrultusunda soruşturma işlemlerine başlama yükümlülüğü getirir. Soruşturma evresi (CMK m. 2/e), suç şüphesinin öğrenilmesinden iddianamenin kabulüne kadar geçen evreyi kapsar ve bu süreçte delil toplama faaliyetleri yürütülür. Yargıtay 20. Ceza Dairesi'nin 2016/1371 E., 2016/4311 K. sayılı kararı (Ceza Genel Kurulu'nun 2013/9-610 E., 2014/512 K. sayılı kararına atıfla), 'şüphe üzerine sanığın bulunduğu araçta yapılan aramada suça konu esrarın ele geçirildiğinin anlaşılması karşısında; arama yapılmadan önce usulüne uygun adli arama kararı alınıp alınmadığı araştırılarak sonucuna göre sanığın hukuki durumunun değerlendirilmesi gerektiği gözetilmeden yazılı şekilde hüküm kurulması'nın hukuka aykırı olduğuna hükmetmiştir. Karar, usulüne uygun adli arama emri veya kararı olmadan elde edilen delillerin 'açıkça hukuka aykırı olacağı gibi bu arama sonucunda elde edilen delillerin hükme esas alınması da mümkün değildir' ilkesini benimsemiştir. Bu durum, 'soruşturma' tanımının delil toplama aşamasındaki usuli gerekliliklerini ciddi şekilde etkiler. Soruşturma aşamasında elde edilen delillerin hukuka uygunluğu, yargılama sürecinin ve sonrasında verilecek hükmün meşruiyeti için temeldir. Kolluk, suç şüphesi üzerine harekete geçse dahi, arama gibi temel hak ve özgürlüklere müdahale eden koruma tedbirlerini ancak kanunda öngörülen usul ve esaslara (örneğin hâkim kararı veya savcı emri) uygun olarak gerçekleştirebilir. Hukuka aykırı yollarla elde edilen delillerin kullanılması, 'hukuka aykırı delil yasağı' (CMK m. 206/2-a, 217/2) ilkesi uyarınca maddi gerçeğin ortaya çıkarılmasını engeller ve adil yargılanma hakkını ihlal eder. Bu nedenle, soruşturma evresindeki her adımın kanuni dayanağa ve usule uygun olması büyük önem taşır.