TCK m. 158/1-i bendinde düzenlenen 'Serbest meslek sahibi kişiler tarafından, mesleklerinden dolayı kendilerine duyulan güvenin kötüye kullanılması suretiyle dolandırıcılık' suçunun oluşabilmesi için aranan 'serbest meslek sahibi olma' ve 'güvenin kötüye kullanılması' şartları Yargıtay kararlarında nasıl yorumlanmıştır? Yargıtay 15. Ceza Dairesi'nin 2017/11497 K. sayılı kararında nakliye işinin, Yargıtay 23. Ceza Dairesi'nin 2016/10481 K. sayılı kararında ise meslekten yasaklanan avukatın eylemleri bu bent kapsamında nasıl değerlendirilmiştir?
TCK m. 158/1-i, serbest meslek sahibi kişilerin mesleklerinden dolayı duyulan güveni kötüye kullanarak işledikleri dolandırıcılığı nitelikli hal olarak düzenler. Bu bendin uygulanabilmesi için iki temel şart aranır: 1. **Failin Statüsü**: Failin serbest meslek mensubu olması. Gelir Vergisi Kanunu'nun 65/2. maddesine göre serbest meslek faaliyeti; sermayeden ziyade şahsi mesaiye, ilmi veya mesleki bilgiye veya ihtisasa dayanan ve ticari mahiyette olmayan işlerin, işverene tabi olmaksızın kendi nam ve hesabına yapılmasıdır. Yargıtay 15. Ceza Dairesi'nin 2017/11497 K. sayılı kararında, nakliye işinin 'serbest meslek olarak nitelendirilemeyeceği' belirtilerek bu bent kapsamında değerlendirilemeyeceğine karar verilmiştir. Bu, her bağımsız mesleğin serbest meslek olarak kabul edilmediğini gösterir. 2. **Güvenin Kötüye Kullanılması**: Dolandırıcılık suçunun, failin mesleği gereği kendisine duyulan güveni kötüye kullanmak suretiyle işlenmesi. Yargıtay 23. Ceza Dairesi'nin 2016/10481 K. sayılı kararında, Baro Disiplin Kurulu kararıyla 'tedbir mahiyetinde işten yasaklanan' bir avukatın, yasaklanma devam ederken kendisini avukat olarak tanıtıp dava işlerini yürütmek için mağdurdan para alması eylemi incelenmiştir. Mahkeme, bu eylemin 'dolandırıcılık suçunu oluşturduğuna' karar vermiştir. Ancak, Yargıtay, Baro disiplin kurulu kararıyla işten yasaklanan sanığın avukatlık faaliyetlerini yerine getirme yetkisi kalmadığı halde 'üzerinde avukatlık levhası bulunan bürosunu ve avukatlık ruhsatnamesini kullanarak' haksız menfaat elde etmesi eyleminin TCK m. 158/1-d kapsamında 'kamu kurumu niteliğindeki meslek kuruluşu olan baronun araç olarak kullanılması suretiyle dolandırıcılık' suçunu oluşturduğunu belirtmiştir. Bu durum, serbest meslek güveninin kötüye kullanılması yerine, meslek kuruluşunun 'araç olarak kullanılması' nitelikli halinin öncelik kazandığını göstermiştir. Karar, meslekten yasaklanma durumunda bile, mesleki sıfatın ve onunla ilişkilendirilen kurumun somut varlıklarının hilede kullanılması halinde daha ağır nitelikli halin uygulanabileceğine işaret eder.