Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (HMK) 107. maddesi ile 'belirsiz alacak davası' yeni bir dava türü olarak kabul edilmiştir. Yargıtay 22. Hukuk Dairesi'nin 2015/6658 E., 2016/12504 K. sayılı kararında, işçilik alacakları (kıdem ve ihbar tazminatı, yıllık izin ücreti) bakımından belirsiz alacak davası açılabilmesinin şartları ve bu alacakların neden 'belirsiz' kabul edilemeyeceği tartışılmıştır. Bu karar, 'objektif olarak talep sonucunun belirlenmesinin davacıdan beklenemeyecek olması' kriterini nasıl somutlaştırmış ve her uyuşmazlığın belirsiz alacak davasına konu edilemeyeceğini nasıl temellendirmiştir?
HMK m. 107 ile belirsiz alacak davası getirilmiştir. Yargıtay 22. Hukuk Dairesi'nin 2015/6658 E., 2016/12504 K. sayılı kararı, işçilik alacakları (kıdem ve ihbar tazminatı, yıllık izin ücreti) bakımından belirsiz alacak davası açma şartlarını incelemiştir. Karar, belirsiz alacak davasının açılabilmesi için 'davanın açıldığı tarih itibariyle uyuşmazlığa konu alacağın miktar veya değerinin tam ve kesin olarak davacı tarafça belirlenememesi' gerektiğini belirtmiştir. Bu belirleyememe hali, davacının 'gerekli dikkat ve özeni göstermesine rağmen miktar veya değerin belirlenmesinin kendisinden gerçekten beklenilmemesi durumuna ya da objektif olarak imkansızlığa dayanmalıdır.' Karar, kıdem ve ihbar tazminatı ile yıllık izin alacaklarının neden 'belirsiz' kabul edilemeyeceğini şu şekilde açıklar: Davacı, bu alacaklar bakımından 'çalışma süresini, en son ödenen ücreti, alması gerektiğini iddia ettiği aylık ücret miktarını belirleyebilmektedir. Tazminat hesaplamasına esas alınacak aylık ücrete ek para veya parayla ölçülebilen sosyal menfaatleri de belirlenebilir durumdadır.' Dolayısıyla, bu alacaklar 'objektif olarak davacıdan belirlenebilir' niteliktedir. Sadece taraflar arasında alacak miktarında uyuşmazlık bulunması veya bilirkişi incelemesine gidilmesi, alacağı belirsiz hale getirmez; önemli olan, davacının talebini belirleyecek imkâna sahip olup olmadığıdır. Karar, her ispat güçlüğü olan alacağın belirsiz alacağa dönüşemeyeceğini vurgulayarak, 'her davada arandığı gibi, burada da hukukî yarar aranacaktır, böyle bir durumda hukukî yararın bulunduğundan söz edilemez.' Yani, alacağın objektif olarak belirlenebilir olması durumunda, belirsiz alacak davası açmakta hukuki yarar yoktur ve dava usulden reddedilmelidir. Bu karar, belirsiz alacak davasının istisnai bir dava türü olduğunu ve sadece gerçekten alacağın miktarının belirlenmesinin imkânsız veya beklenemez olduğu durumlarda başvurulması gerektiğini temellendirmektedir.