Bir davanın kısmi dava mı, yoksa tam dava mı olduğu, genellikle dava dilekçesinin istem sonucu bölümünde 'fazlaya ilişkin hakların saklı tutulup tutulmadığı' ile ilgilidir. Hukuk Genel Kurulu'nun 2017/1397 E., 2021/292 K. sayılı kararında, mülga 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu (HUMK) döneminde açılan bir davada, davacının 'fazlaya ilişkin haklarını saklı tutmadan' dava açması durumunda, HMK'nın yürürlüğe girmesinden sonra ıslah yoluyla maddi tazminat miktarını artırmasının mümkün olup olmadığı nasıl değerlendirilmiştir? Bu kararda 'tamamlanmış işlem' ilkesi ve 'zımni feragat' kavramının rolü nedir?

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #107391

Hukuk Genel Kurulu'nun 2017/1397 E., 2021/292 K. sayılı kararı, HUMK döneminde 'fazlaya ilişkin haklarını saklı tutmadan' açılan bir kısmi davada, HMK'nın yürürlüğe girmesinden sonra ıslah yoluyla maddi tazminat miktarının artırılmasının mümkün olmadığını belirtmiştir. Karar, bu sonucun dayanağını iki temel ilkeye dayandırmaktadır: 1. **Tamamlanmış İşlem İlkesi**: HUMK'nın yürürlükte olduğu dönemde (dava tarihi 19.07.2006) fazlaya ilişkin haklar saklı tutulmadan dava açılması, o tarihte 'tamamlanmış bir işlem'dir. Usul hukuku alanında 'derhal uygulama' ilkesi geçerli olsa da, HMK m. 448 uyarınca 'tamamlanmış işlemleri etkilememek kaydıyla' yeni hükümler uygulanır. Dava açma işlemi, harçların yatırılmasıyla tamamlanan bir işlem olduğundan, dava açıldığı tarihteki HUMK kurallarına tabidir. 2. **Zımni Feragat/Hakkın Düşmesi**: Mülga HUMK dönemindeki yerleşik Yargıtay içtihadına göre, davacının fazlaya ilişkin haklarını saklı tutmadan kısmi dava açması, geriye kalan kısımdan 'zımnen feragat' edildiği veya bu hakkın 'düştüğü' anlamına gelmekteydi. Islah kurumu, yargılama sürecindeki şekil ve süreye aykırılıklar sebebiyle ortaya çıkabilecek 'zımni hak kayıplarını' ortadan kaldırmak için öngörülmüş bir müessese olup, 'açık bir irade beyanı ile terk edilen haklar, maddi gerçeğin şekle feda edilmesi gibi bir sonuç doğurmadığı için, ıslahın konusu olamaz.' Feragat gibi maddi hukuku sona erdiren işlemlerin ıslah yoluyla düzeltilmesi mümkün değildir. Bu nedenle, davacı taraf dava konusu yapmadığı ve saklı tutmadığı kısımdan HUMK dönemindeki kurallara göre zımnen vazgeçmiş sayıldığından, HMK'nın yürürlüğe girmesiyle birlikte HMK m. 109/3'ün geriye yürüyerek ek bir dava açma hakkı veya ıslahla artırma imkanı vermediği kabul edilmiştir. Zira HMK m. 109/3'deki yeni düzenleme, tamamlanmış işlemleri etkilememektedir.