Danıştay 8. Daire'nin 2015/13286 E., 2016/2520 K. sayılı kararında, mülkiyeti belediyeye ait bir taşınmaz hakkında devam eden tapu iptal-tescil davasıyla ilgili uzlaşma yetkisi veren belediye meclis kararının iptali istemiyle açılan davada, davacının ehliyet durumu incelenmiştir. Karar, davacının 'aynı mahallede oturması' sebebiyle bu karardan menfaatinin etkilendiğini kabul ederek dava açma ehliyetini tanımıştır. Bu durum, idari yargıda 'menfaat ihlali' kavramının 'kişisel hak ihlali' koşulundan farklı olarak nasıl daha geniş yorumlandığını göstermektedir?

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #107389

Danıştay 8. Daire'nin 2015/13286 E., 2016/2520 K. sayılı kararı, idari yargıda 'menfaat ihlali' kavramının kişisel hak ihlali koşulundan daha geniş yorumlandığını ortaya koymaktadır. Kararda, mülkiyeti belediyeye ait bir taşınmaz hakkında tapu iptal-tescil davasıyla ilgili uzlaşmaya yetki veren belediye meclis kararının iptali istemiyle açılan davada, davacının 'aynı mahallede oturması' gerekçesiyle menfaatinin etkilendiği ve dava açma ehliyetinin bulunduğu kabul edilmiştir. İYUK m. 2/1-a'daki iptal davalarında aranan 'menfaati ihlal edilenler' ibaresi, hukuk düzeninde özel bir hakkın doğrudan ihlal edilmesini değil, idari işlemle davacı arasında 'makul, meşru, kişisel ve güncel bir menfaat ilişkisi'nin varlığını ifade eder. Bu karar, 'belediyenin görev ve yetilerini ifa sırasında tam bir serbestiye sahip olmayıp; aldığı kararların mahalli ve müşterek nitelikte olması gerektiği ve kararların beldede ikamet edenlerin hukukunu etkilediği açıkça ifade edilmiştir' diyerek, bir belediye kararının, belde halkının genel menfaatlerini etkilemesi halinde, o beldede ikamet eden herhangi bir kişinin dava açma ehliyetini tanımıştır. Davacının doğrudan mülkiyetinin etkilenmemesi, ancak belediye taşınmazının satışına esas olacak uzlaşma kararının beldenin sakinleri üzerindeki potansiyel etkileri (örn. kamuya açık alanların kaybı, kamusal kaynakların kullanımı) nedeniyle menfaatinin etkilendiği kabul edilmiştir. Bu, idari yargının, kamu yararının korunması amacıyla, iptal davalarında ehliyet koşulunu özel hukuktan farklı ve daha geniş yorumladığını göstermektedir.