Yargıtay 3. Hukuk Dairesi'nin 2016/11202 E., 2017/17989 K. sayılı kararında, işçilik alacaklarına ilişkin bir davada, davalı olarak hem bir şirket hem de bir belediye bulunmaktadır. Kararda, taraflar arasında işçi-işveren ilişkisinin bulunmadığı durumlarda İş Mahkemeleri'nin görevli olmayacağı, davanın genel mahkemelerde (Asliye Hukuk) görülmesi gerektiği belirtilmiştir. Ancak, aynı kararda, belediyeye yöneltilen 'hizmet kusuru'na dayalı taleplerin neden idari yargının görev alanına girdiği ve bu durumun İYUK m. 2 ile nasıl bağdaştığı açıklanmıştır?

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #107386

Yargıtay 3. Hukuk Dairesi'nin 2016/11202 E., 2017/17989 K. sayılı kararı, karmaşık bir görevli yargı yolu tespitini yapmıştır. Karar, davacının işçilik alacakları talebine ilişkin olarak öncelikle İş Mahkemeleri'nin görevini incelemiştir. 5521 sayılı İş Mahkemeleri Kanunu'na göre İş Mahkemeleri'nin görevli olabilmesi için 'işçi-işveren ilişkisi'nin ve uyuşmazlığın 'iş sözleşmesinden veya İş Kanunundan' kaynaklanmasının şart olduğunu belirtmiştir. Somut olayda taraflar arasında işçi-işveren ilişkisi bulunmadığı için İş Mahkemeleri'nin görevli olmadığına ve davanın genel mahkemeler olan Asliye Hukuk Mahkemelerinde görülmesi gerektiğine karar vermiştir. Ancak, kararın ikinci bendinde, davalı belediyeye yöneltilen talebin 'hizmet kusuru'na dayandığı belirtilmiştir. Kamu tüzel kişisi olan belediyelerin, 'kamusal kurallar çerçevesinde faaliyet göstermekte olup eylem ve işlemleri de kamusal niteliktedir ve kamu hizmeti kavramı çerçevesindedir.' Bu durumda, 'Kamu hizmetinin görülmesi sırasında ve hizmet kusurundan doğan zararların gideriminde idari yargı görevlidir' (İYUK m. 2). Yani, belediyenin yol yapımı gibi bir kamu hizmetini ifası sırasında meydana gelen zararın tazmini talebi, idarenin hizmet kusurundan kaynaklanan bir 'tam yargı davası' niteliğindedir ve bu nedenle idari yargının görevine girer. Mahkeme, belediye yönünden yargı yolu bakımından görevsizlik kararı verilmesi gerekirken, bu yön üzerinde durulmadan hüküm kurulmasını bozma nedeni saymıştır. Bu durum, aynı dava içerisinde, farklı davalılara yöneltilen taleplerin, her bir talebin hukuki niteliğine ve davalı tarafın kamu hukuku veya özel hukuk süjesi olmasına göre farklı yargı yollarında incelenmesi gerektiğini göstermektedir.