Yargıtay 10. Hukuk Dairesi'nin 2015/4326 E., 2017/1350 K. sayılı kararında, 2022 sayılı Kanun kapsamındaki özürlü aylığının kesilmesine ve yersiz ödenen aylıkların iadesine dair Kurum işleminin iptali istemiyle açılan davanın yargı yolu incelenmiştir. Kararda, bu tür uyuşmazlıkların neden İş Mahkemeleri'nin değil, İdari Yargı'nın görev alanına girdiği açıklanmıştır? Ayrıca, 5510 sayılı Kanun'un 101. maddesinin Anayasa Mahkemesi tarafından yapılan yorumunun, 5434 sayılı Kanun'a tabi eski iştirakçiler açısından idari yargının görevine devam etmesindeki rolü nedir?

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #107383

Yargıtay 10. Hukuk Dairesi'nin 2015/4326 E., 2017/1350 K. sayılı kararı, 2022 sayılı Kanun kapsamındaki özürlü aylığının kesilmesi ve yersiz aylıkların istirdadı işlemine karşı açılan davanın 'idari yargı'nın görev alanına girdiğine hükmetmiştir. Karar, bu tür uyuşmazlıkların neden İş Mahkemeleri'nin görevinde olmadığını şu şekilde açıklar: İş Mahkemeleri, 5521 sayılı Kanun ile kurulmuş istisnai nitelikte özel mahkemelerdir ve görevleri 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu'nun 101. maddesinde belirtildiği üzere, 'bu Kanun hükümlerinin uygulanmasıyla ilgili ortaya çıkan uyuşmazlıklarla' sınırlıdır. Ancak, 2022 sayılı Kanun kapsamındaki aylıkların kesilmesi, doğrudan 5510 sayılı Kanun'un uygulanmasından kaynaklanmamaktadır; daha ziyade bir kamu hizmetinin idare tarafından yürütülmesi ve idari işlem niteliği taşıyan bir tasarruftur. Kararda, 5510 sayılı Kanun'un 101. maddesinin Anayasa Mahkemesi'nin 22.12.2011 tarihli 2010/65 E., 2011/169 K. sayılı kararıyla yapılan yorumuna atıf yapılmıştır. Anayasa Mahkemesi, 5754 sayılı Kanun'un yürürlüğe girmesinden önce iştirakçi sıfatıyla çalışmakta olan memurlar ve diğer kamu görevlileri ile 5434 sayılı Kanun'a göre emekli, dul ve yetim aylığı almakta olanlar ve ileride emekliliğe hak kazanacaklar yönünden Sosyal Güvenlik Kurumu'nun tesis edeceği işlem ve yapacağı muamelelerin 'idari işlem' niteliğini korumaya devam edeceğini ve bunlara ilişkin ihtilaflarda 'idari yargının görevli olmaya devam edeceğini' belirtmiştir. Bu yorum, 5434 sayılı Kanun'a tabi olan eski iştirakçilerin ve onlardan kaynaklanan aylık/ödemelere ilişkin işlemlerin idari yargı görevinde kalmasını sağlamaktadır. Somut olayda da davacıya 2022 sayılı Kanun kapsamında özürlü aylığı bağlanmış olması ve bu aylığın kesilmesinin idari bir işlem niteliği taşıması nedeniyle uyuşmazlığın idari yargının görev alanında olduğu kabul edilmiştir.