Yargıtay 4. Hukuk Dairesi'nin 2015/10542 E., 2017/4719 K. sayılı kararında, davacının Kamu İhale Kurumu'na ödediği itirazen şikayet başvuru bedelinin iadesi için özel hukuk tüzel kişisi aleyhine başlattığı icra takibine yapılan itirazın iptali davası, 'yargı yolu caiz olmaması' gerekçesiyle reddedilmiştir. Bu kararda, idari yargı ile adli yargı arasındaki görev ayrımının nasıl belirlendiği ve Kamu İhale Kurumu'nun gelirleri arasında sayılan bir bedelin iadesi talebinin neden idari yargının görev alanına girdiği açıklanmıştır? Özel hukuk tüzel kişisi aleyhine idare mahkemelerinde dava açılamayacağı ilkesi bu durumu nasıl etkilemektedir?

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #107381

Yargıtay 4. Hukuk Dairesi'nin 2015/10542 E., 2017/4719 K. sayılı kararı, idari yargı ile adli yargı arasındaki görev ayrımını somutlaştırmıştır. Davaya konu olayda, davacı, Kamu İhale Kurumu'na ödediği itirazen şikayet başvuru bedelinin iadesini talep etmiştir. Mahkeme, takibe konu paranın davalı şirkete ödenen bir para olmadığını, davacının Kamu İhale Kurumu aleyhine idari işlemin iptali ve buna bağlı olarak paranın geri verilmesini idari yargıda dava açarak istemesi gerektiğini belirtmiştir. Karar, İYUK m. 2 gereğince idari yargı yerlerinde ancak ilgili idare kurumu dava edilebileceğini ve gerçek kişiler ile özel hukuk tüzel kişileri aleyhine idare mahkemelerinde dava açılamayacağı ilkesini vurgulamıştır. Bu durumda, Kamu İhale Kurumu'nun bir kamu tüzel kişiliği olması ve söz konusu bedelin Kanun gereği Kurum'un gelirleri arasında sayılması, bu bedelin ödenmesi ve iadesine ilişkin işlemin 'idari işlem' niteliğinde olduğunu göstermektedir. Kamu İhale Kurumu'nun gelirleri arasında sayılan bir bedelin iadesi talebi, idarenin kamu gücünü kullanarak tesis ettiği bir işlemden kaynaklandığı için idari yargının görev alanına girer. Davacı, bu talep için özel hukuk tüzel kişisi olan davalı şirkete karşı adli yargıda dava açtığında, mahkeme 'yargı yolu caiz olmaması' nedeniyle görevsizlik kararı vermiştir. Karar, 'yargı yolu' itirazının kamu düzenine ilişkin olduğunu ve yargılamanın her aşamasında mahkemelerce kendiliğinden gözetilmesi gerektiğini belirtmiştir. Dolayısıyla, dava, idari yargının görev alanına giren bir konuda özel hukuk tüzel kişisine karşı açıldığı için adli yargıda görülemezdi.