İYUK m. 2/2'de belirtilen 'İdari yargı yetkisi, idari eylem ve işlemlerin hukuka uygunluğunun denetimi ile sınırlıdır. İdari mahkemeler; yerindelik denetimi yapamazlar...' ilkesi, idari yargının görev alanını ve yargısal faaliyeti sınırlarını nasıl belirlemektedir? Danıştay 13. Daire'nin 2013/3793 E., 2017/690 K. sayılı kararında, idarenin takdir yetkisini ortadan kaldıracak veya belli bir yönde işlem tesis etmeye zorlayacak yargı kararı verilmesinin 'yerindelik denetimi' anlamına geleceği ve Anayasa'daki hukuk devleti ilkesiyle bağdaşmayacağı nasıl açıklanmıştır?

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #107380

İYUK m. 2/2'de yer alan 'yerindelik denetimi yasağı' ilkesi, idari yargının görev alanının temelini oluşturur. Bu ilke, idari mahkemelerin, idarenin eylem ve işlemlerinin yalnızca hukuka uygunluğunu denetleyebileceğini, yani idari işlemin yetki, şekil, sebep, konu ve maksat unsurları açısından kanunlara uygun olup olmadığını inceleyebileceğini ifade eder. İdari mahkemeler, idarenin bir işlemi yapıp yapmama, bir konuda karar verip vermeme veya hangi seçeneği tercih etme noktasındaki takdir yetkisine müdahale edemezler; idarenin kararının en uygun veya en isabetli olup olmadığını denetleyemezler. Danıştay 13. Daire'nin 2013/3793 E., 2017/690 K. sayılı kararı, bu ilkeyi net bir şekilde temellendirmiştir. Kararda belirtildiği üzere, idari yargı yerlerinin, idarece yapılmış bulunan bir idari işlemin üzerindeki yargısal denetimi, işlemin hukuka uygun olup olmadığının denetlenmesi ile sınırlıdır ve bu denetim idarenin takdir yetkisini ortadan kaldıracak şekilde kullanılamaz. İdarenin sahip olduğu seçeneklerden birini tercihe zorlayacak şekilde veya belli bir yönde işlem tesis edilmesi yönünde karar verilmesi hâlinde, bu durum hukuka uygunluk denetimini aşarak yerindelik denetimi yapılması anlamına gelecektir ki, bunun Anayasa'da düzenlenen hukuk devleti ilkesiyle bağdaşmayacağı açıktır. Karar, Anayasa'nın 125. maddesindeki yargı yetkisinin sınırlandırılması ve 138. maddesindeki mahkeme kararlarının uygulanma zorunluluğu ile birlikte değerlendirildiğinde, idarenin yargı kararlarının maksadına uygun şekilde işlem tesis etmesinin zorunlu olduğunu, ancak yargının idarenin takdir yetkisine müdahale edemeyeceğini vurgular.