2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu (İYUK) m. 2/1-a bendinde iptal davaları, 'idari işlemler hakkında yetki, şekil, sebep, konu ve maksat yönlerinden biri ile hukuka aykırı olduklarından dolayı iptalleri için menfaatleri ihlâl edilenler tarafından açılan' davalar olarak tanımlanmıştır. İdari yargıda 'dava açma ehliyeti'nin bir ön koşul olduğu ve 'menfaat ihlali' kavramının nasıl yorumlandığı, Danıştay 15. Daire'nin 2015/6230 K. ve Danıştay 8. Daire'nin 2012/11306 K. sayılı kararlarında nasıl açıklanmıştır? Özellikle, milletvekili veya belediye meclis üyesi gibi unvanların dava açma ehliyeti açısından ne gibi bir menfaat bağı gerektirdiği vurgulanmıştır?
İYUK m. 2/1-a'da iptal davalarının ön koşulu olarak 'menfaati ihlal edilenler' tarafından açılması belirtilmiştir. Danıştay kararları, bu 'dava açma ehliyeti'nin, idari işlemin istikrarsızlığa yol açmaması ve idarenin işleyişini olumsuz etkilememesi amacıyla getirilen sübjektif bir ön koşul olduğunu vurgular. Danıştay 15. Daire'nin 2015/6230 K. sayılı kararında menfaat ihlali, 'dava konusu işlemle davacı arasında kurulan makul, meşru, kişisel ve güncel bir menfaat ilişkisi' olarak tanımlanmıştır. Dava açıldığı tarihte, davacının idari işlemle ciddi ve makul olarak maddi ve manevi bir ilişkisinin varlığı aranır. Danıştay 8. Daire'nin 2012/11306 K. sayılı kararında, İstanbul'un tüm ilçelerindeki cadde üzeri otopark alanlarının kaldırılması istemiyle dava açan milletvekili davacının ehliyeti incelenmiştir. Karar, milletvekili davacının İstanbul'da bulunduğu günlerde aracını sadece ikamet ettiği ilçede park edeceğinin hayatın olağan akışına aykırı olduğunu ve il içerisinde herhangi bir ilçede aracını kullanacağından ve park edeceğinden 'dava konusu işlemde davacının meşru ve güncel menfaatinin etkileneceği tartışmasızdır' diyerek dava açma ehliyetini kabul etmiştir. Ancak bu kararda, ilk derece mahkemesinin milletvekilinin sadece ikamet ettiği ilçeye münhasır ehliyet kabulü hatalı bulunmuştur. Öte yandan, Danıştay 9. Daire'nin 2015/10574 K. sayılı kararı (imza metninde yer almasa da metin içindeki kararlar arasında mevcut), belediye meclis üyelerinin meclis kararına karşı dava açabilmeleri için 'karara muhalif kalmaları' koşulunu aramış, kararda muhalefet şerhi bulunmayan üyelerin dava açma ehliyetinin olmadığını belirtmiştir. Bu kararlar, menfaat ihlalinin kişisel, meşru ve güncel nitelikte olması gerektiğini ve dava konusu işlemin özelliğine göre menfaat bağının yorumlanmasının gerektiğini göstermektedir.