Yargıtay İdari Dava Daireleri Kurulu'nun 2007/2257 E., 2012/1117 K. sayılı kararıyla da onanan Danıştay Onuncu Dairesi'nin 2005/6392 E., 2007/948 K. sayılı kararında, Adli ve Önleme Aramaları Yönetmeliği'nin bazı hükümlerinin iptaline karar verilmiştir. Bu kararlarda, idari yargının, idarenin düzenleme yetkisinin sınırlarını belirlerken 'fonksiyon gaspı' kavramını nasıl kullandığı ve yargılama usulüne dair konuların idarenin görev alanı dışında kalarak münhasıran yasa konusu olması ilkesinin, yönetmelik çıkarma yetkisini nasıl kısıtladığı açıklanmıştır?
Danıştay Onuncu Dairesi'nin 2005/6392 E., 2007/948 K. sayılı kararı (ve Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulu'nun 2012/1117 K. sayılı onama kararı), Adli ve Önleme Aramaları Yönetmeliği'nin belirli hükümlerini iptal etmiştir. Bu kararlarda, idari yargının, idarenin düzenleme yetkisinin sınırlarını belirlerken 'fonksiyon gaspı' kavramını merkezi bir argüman olarak kullanmıştır. 'Fonksiyon gaspı', yasa koyucunun düzenleme yapma yetkisi vermediği hususların idarece düzenlenmesinin, yargı yetkisinin idare tarafından kullanılması anlamına gelmesi durumunu ifade eder. Karara göre, yargılama usulüne dair yasaların (örneğin CMK), idarenin görev alanı dışında kalan ve münhasıran yasa konusu olan hususlardır. Yönetmelikler, Anayasa'nın 124. maddesi uyarınca 'kanunların ve tüzüklerin uygulanmasını sağlamak üzere ve bunlara aykırı olmamak şartıyla' çıkarılabilir. Ancak, Anayasa'nın özel hayatın gizliliği (m. 20) ve konut dokunulmazlığı (m. 21) gibi temel hak ve hürriyetlerle ilgili olan 'şüpheli ve sanıkla ilgili arama' (adli arama) faaliyetleri, yasa koyucunun ayrıntılı olarak düzenlemeyi tercih ettiği konulardır ve yönetmelikle düzenlenmesini öngörmemiştir. Dolayısıyla, Adalet Bakanlığı'nın bu konularda düzenleme yetkisi bulunmadığı sonucuna varılmıştır. Yönetmeliğin, hâkim kararı ve Cumhuriyet savcısının yazılı emriyle sağlanan güvenceyi ortadan kaldıracak biçimde kolluk güçlerine sınırsız arama yetkisi veren hükümleri, Anayasa'ya ve düzenlemenin dayanağı yasa hükümlerine aykırı bulunmuştur. Bu kararlar, idari işlemlerle temel hak ve özgürlüklere müdahale edilemeyeceği ve yasama organının münhasır düzenleme alanına idarenin müdahale edemeyeceği ilkesini pekiştirmektedir.