5237 sayılı TCK m. 158/1-j bendinde yer alan 'banka veya diğer kredi kurumlarınca tahsis edilmemesi gereken bir kredinin açılmasını sağlamak maksadıyla' işlenen dolandırıcılık suçunun oluşumu için, hileli davranışların doğrudan banka veya kredi kurumlarına yönelik olması ve sahte belgelerle kredi alınması gerektiği belirtilmiştir. Yargıtay Ceza Genel Kurulu'nun 2013/192 E., 2017/204 K. ve 2021/405 E., 2022/748 K. sayılı kararlarında, bankanın kendi iç genelgelerine uymadan kredi tahsis etmesi durumunda veya yetersiz istihbari araştırma yapması halinde 'hileli davranışın' nitelikli halin oluşumunda nasıl değerlendirildiği açıklanmıştır? Bu durum, bankanın 'denetim yükümlülüğü' ile sanığın 'hileli davranışı' arasındaki ilişkiyi nasıl etkilemektedir?

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #107376

TCK m. 158/1-j'deki nitelikli dolandırıcılık, banka veya kredi kurumlarından tahsis edilmemesi gereken bir kredinin alınması amacıyla işlenir. Yargıtay Ceza Genel Kurulu'nun 2013/192 E., 2017/204 K. ve 2021/405 E., 2022/748 K. sayılı kararları, bu suçun oluşumu için hileli davranışların doğrudan bankaya yönelik olmasını ve sahte belgelerle kredi alınmasını şart koşar. Kararlarda, bankanın kendi iç genelgelerine uymadan, alınması gereken bilgi ve belgeleri eksik alması veya yeterli istihbari araştırmayı yapmaması gibi durumlarda, sanığın 'hileli davranışlarının, katılan bankanın inceleme ve denetim yükümlülüğünü etkisiz bırakabilecek yoğunluk ve güçte olmadığı' kabul edilmiştir. Bu durum, bankanın 'denetim yükümlülüğü' ile sanığın 'hileli davranışı' arasındaki ilişkiyi şu şekilde etkiler: Eğer banka, basiretli bir tacir gibi davranarak ve kendi iç prosedürlerine uygun şekilde gerekli incelemeleri yapsaydı, hilenin ortaya çıkacağı anlaşılıyorsa, yani hile bankanın denetim mekanizmasını aşacak nitelikte değilse, nitelikli dolandırıcılık suçu oluşmayacaktır. Sanığın hilesi, bankanın olağan denetim mekanizmalarını 'etkisiz kılacak' bir yoğunluğa ve ustalık düzeyine ulaşmamışsa, suçun nitelikli hali oluşmaz. Bu, hilenin 'aldatma yeteneği' kriterinin, mağdurun (burada banka) dikkat ve özen yükümlülüğü bağlamında da değerlendirilmesi gerektiğini gösterir. Dolayısıyla, bankanın ihmali veya eksik denetimi, sanığın hileli davranışının niteliğini düşürebilir ve basit dolandırıcılık veya suçun hiç oluşmaması sonucunu doğurabilir.