5271 sayılı CMK m. 2/l'de tanımlanan 'disiplin hapsi', 'kısmî bir düzeni korumak amacıyla yaptırım altına alınmış olan fiil dolayısıyla verilen, seçenek yaptırımlara çevrilemeyen, önödeme uygulanamayan, tekerrüre esas olmayan, şartla salıverilme hükümleri uygulanamayan, ertelenemeyen ve adlî sicil kayıtlarına geçirilmeyen hapsi' ifade eder. Yargıtay 19. Ceza Dairesi'nin 2015/25206 E. sayılı kararında, tazyik hapsinin de disiplin hapsi niteliğinde olduğunun kabul edilmesi, bu hapsin temel ceza hukuku yaptırımlarından farkını ve ceza zamanaşımı hükümleri açısından taşıdığı önemi nasıl açıklamaktadır?

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #107367

CMK m. 2/l'de tanımlanan disiplin hapsi, adli sicil kayıtlarına geçirilmemesi, seçenek yaptırımlara çevrilememesi, önödeme ve şartla salıverilme hükümlerinin uygulanamaması gibi özellikleriyle klasik hapis cezasından ayrılır. Yargıtay 19. Ceza Dairesi'nin 2015/25206 E. sayılı kararı, İcra ve İflas Kanunu'ndan kaynaklanan tazyik hapsinin de disiplin hapsi mahiyetinde olduğunu vurgulamıştır. Karar, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun (TCK) 45. maddesinde suç karşılığı yaptırımların hapis ve adli para cezası olarak belirlendiğini, 5275 sayılı Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanun'un ise tazyik hapislerine dair bir hüküm içermediğini belirtmiştir. Ayrıca, Ceza İnfaz Kurumlarının Yönetimi ile Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Tüzük'ün 193/4. maddesindeki 'Disiplin hapsi ve tazyik hapsi kararları, tekerrüre esas olmaz, koşullu salıverilme hükümleri uygulanmaz ve adlî sicil kayıtlarına işlenmez' hükmü, tazyik hapsinin 'hapis cezası' niteliğinde olmadığını, disiplin hapsi kavramı içinde kaldığını göstermektedir. Bu ayrım, özellikle ceza zamanaşımı hükümleri açısından önem taşır. Kararda, TCK'nın 71. maddesinde düzenlenen ceza zamanaşımının kesilmesine dair hususların disiplin hapsi mahiyetinde olan tazyik hapsi için geçerli olmadığı belirtilmiştir. İcra İflas Kanunu'nun 354/2. maddesinde başkaca bir yasal düzenleme bulunmadığından, tazyik hapsinin kesinleşmesinden itibaren 2 yıllık sürenin geçmesiyle zamanaşımına uğrayacağı kabul edilmiştir. Bu, disiplin hapsi ve tazyik hapsinin, infaz rejimleri ve zamanaşımı gibi konularda genel ceza hukuku prensiplerinden farklı bir rejime tabi olduğunu gösterir.