Yargıtay Ceza Genel Kurulu'nun 2018/468 K. sayılı kararında müdafilik sistemi, 'ihtiyari müdafilik' ve 'zorunlu müdafilik' olarak ikiye ayrılmıştır. Zorunlu müdafilik, şüpheli veya sanığın iradesinden bağımsız olarak müdafi atanmasını gerektiren halleri ifade eder. Bu karar, 1412 sayılı CMUK döneminden 5271 sayılı CMK'ya geçişte zorunlu müdafilik kapsamının genişletilmesinin temel nedenlerini ve Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi'nin (AİHM) bu konudaki etkisini nasıl açıklamaktadır? Ayrıca, CMK kapsamında hangi durumlarda zorunlu müdafi atanması öngörülmüştür?

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #107364

Yargıtay Ceza Genel Kurulu'nun 2018/468 K. sayılı kararına göre, müdafilik ihtiyari ve zorunlu olmak üzere ikiye ayrılır. Zorunlu müdafilik, şüpheli veya sanığın istemi olmasa dahi (hatta karşı çıksa bile) resen müdafi görevlendirilmesidir. 1412 sayılı CMUK döneminde zorunlu müdafilik sınırlı hallerde kabul edilmişken, 5271 sayılı CMK ile bu kapsam önemli ölçüde genişletilmiştir. Bunun temel nedenleri, hukuk devleti ve insan hakları anlayışımızdaki değişim ve gelişim ile AİHM kararlarının etkisidir. AİHM, adil yargılanma hakkı kapsamında, bazı durumlarda müdafi yardımının zorunlu olduğunu vurgulamıştır. CMK kapsamında zorunlu müdafilik gerektiren durumlar (kararda belirtildiği üzere): * Şüpheli veya sanığın çocuk, kendini savunamayacak derecede malul veya sağır ve dilsiz olması (CMK m. 150/2). * Soruşturma veya kovuşturma konusu suçun cezasının alt sınırının beş yıldan fazla hapis cezasını gerektirmesi (CMK m. 150/3). * Resmi bir kurumda kusur yeteneğinin araştırılması için gözlem altına alınmasına karar verilecek olması (CMK m. 74/2). * Tutuklama talebiyle mahkemeye sevk edilmesi (CMK m. 101/3). * Davranışları nedeniyle, hazır bulunmasının duruşmanın düzenli olarak yürütülmesini tehlikeye sokacağı anlaşılan sanığın yokluğunda duruşma yapılması (CMK m. 204/1). * Kaçak sanık hakkında duruşma yapılması (CMK m. 247/4). Bu hallerde, müdafi seçilmeden veya görevlendirilmeden ya da hazır bulunmadan ifade alma, sorgu, savunma alma, duruşma yapma ve hüküm kurma işlemleri yapılamaz. Bu genişleme, bireyin savunma hakkını güvence altına almayı amaçlamaktadır.