CMK m. 2/d'de vekil, 'katılan, suçtan zarar gören veya malen sorumlu kişiyi ceza muhakemesinde temsil eden avukat' olarak tanımlanmıştır. Yargıtay Ceza Genel Kurulu'nun 2020/240 E. sayılı kararında müdafi ile vekil arasındaki temel farklar belirtilirken, vekilin statüsü, müdafiin kamusal görevinden nasıl ayrılmaktadır? Bu ayrım, vekilin temsil ettiği kişi ile olan ilişkisinde ne tür bir bağlılık anlamına gelir?
CMK m. 2/d'ye göre vekil, katılan, suçtan zarar gören veya malen sorumlu kişiyi ceza muhakemesinde temsil eden avukattır. Yargıtay Ceza Genel Kurulu'nun 2020/240 E. sayılı kararı, müdafiin aksine, vekilin temsil ilişkisi içinde hareket ettiğini zımnen vurgular. Müdafi, kamusal bir görev ifa eden bağımsız bir organ iken, vekil özel hukukta kabul edilen 'temsil' kavramına daha yakın bir pozisyondadır. Vekil, temsil ettiği katılan, suçtan zarar gören veya malen sorumlu kişinin çıkarlarını korumakla yükümlüdür ve genellikle onların talimatları doğrultusunda hareket eder. Kararda müdafi için 'kamu hizmeti gören bir organ olup, vekilden ayrı bir statüdedir' ifadesi kullanılarak, vekilin daha ziyade temsil ettiği kişinin özel çıkarlarını koruduğu ve müdafi gibi 'yasa adına faaliyette bulunma' gibi bağımsız bir kamu görevi yüklenmediği anlaşılır. Bu durum, vekilin müvekkilinin iradesine daha bağımlı hareket etmesini gerektirir.