6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (HMK) 107. maddesi ile 'belirsiz alacak davası' ve 109. maddesi ile 'kısmi dava' düzenlenmiştir. Yargıtay 11. Hukuk Dairesi'nin 2015/15101 E., 2016/6895 K. sayılı kararında, tek satıcılık sözleşmesinin haksız feshi nedeniyle oluşan kazanç kaybı ve çeşitli masrafların tazmini istemiyle açılan davanın belirsiz alacak davası koşullarını taşımadığına, ancak kısmi dava olarak görülebileceğine karar verilmiştir. Bu kararda, alacağın 'belirsiz' olup olmadığı kriteri nasıl yorumlanmış ve 'bir davada bilirkişi incelemesine gidilmesi belirsiz alacak davasının açılabilmesi için yeterli değildir' ilkesi ne anlama gelmektedir?

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #107352

HMK m. 107 belirsiz alacak davasını, HMK m. 109 ise kısmi davayı düzenler. Yargıtay 11. Hukuk Dairesi'nin 2015/15101 E., 2016/6895 K. sayılı kararında, davacının tek satıcılık sözleşmesinin haksız feshi nedeniyle uğradığı kazanç kaybı, tanıtım masrafları ve işçi tazminatları gibi kalemlerin tazminini istemesi incelenmiştir. Davacı davasını 'belirsiz alacak davası' olarak nitelendirmiş, ancak Yargıtay bunu kabul etmemiştir. Karar, alacağın belirsiz olabilmesi için 'davanın açıldığı tarih itibariyle uyuşmazlığa konu alacağın miktar veya değerinin tam ve kesin olarak davacı tarafça belirlenememesi' gerektiğini belirtir. Bu durum, davacının 'gerekli dikkat ve özeni göstermesine rağmen miktar veya değerin belirlenmesinin kendisinden gerçekten beklenilmemesi durumuna ya da objektif olarak imkansızlığa dayanmalıdır.' Somut olayda davacı, kazanç kaybı ve diğer masrafların miktarını (örn. 300.000 TL, 200.000 TL) açıkça belirtmiştir. Karar, bu alacak miktarlarının 'açıkça belirli' olduğunu ve bu durumda belirsiz alacak davası açma koşullarının oluşmadığını belirtmiştir. 'Bir davada bilirkişi incelemesine gidilmesi belirsiz alacak davasının açılabilmesi için yeterli değildir' ilkesi ise şunu ifade eder: Alacak miktarının belirlenmesi için teknik bir hesaplama (bilirkişi incelemesi) gerekse bile, eğer davacı dava açarken alacak miktarının unsurlarını (örn. sözleşme, ödenen kira, işçi sayısı gibi) biliyorsa ve bu unsurları bir araya getirerek bir hesaplama yapabiliyorsa, alacak belirli kabul edilir. Bilirkişi incelemesi, zaten bilinebilir olan bir miktarın doğruluğunu teyit etmek veya karmaşık hesaplamaları yapmak için yapılır, alacağın 'belirsiz' vasfını değiştirmez. Bu durumda, belirsiz alacak davası açmakta hukuki yarar bulunmadığından davanın usulden reddi gerekirken, mahkemece esasa girilmesi hatalı bulunmuştur. Ancak sonuç doğru olduğu için (davanın reddi), karar değişik gerekçeyle onanmıştır.