2559 sayılı Polis Vazife ve Salahiyet Kanunu (PVSK) 9. maddesinde düzenlenen 'önleme araması' ile Ceza Muhakemesi Kanunu (CMK) 116. maddesinde düzenlenen 'adli arama' arasındaki temel farklar nelerdir? Yargıtay 7. Ceza Dairesi'nin 2015/7341 E., 2015/18560 K. sayılı kararında, ihbar üzerine bir kahvehanede önleme araması kararına istinaden yapılan arama sonucu kaçak sigara ele geçirilmesi olayında, bu aramanın neden hukuka aykırı kabul edildiği ve elde edilen delillerin hükme esas alınamayacağı nasıl açıklanmıştır? Bu karar, suç şüphesi ortaya çıktıktan sonra hangi arama türüne geçilmesi gerektiğini vurgulamaktadır?
Önleme araması ve adli arama arasında temel farklar şunlardır: 1. **Amacı**: Önleme araması, tehlikenin veya suç işlenmesinin önlenmesi amacıyla yapılır (idari bir işlem). Adli arama ise işlenmiş bir suçun şüphelisini/sanığını veya delillerini elde etmek amacıyla yapılır (adli bir işlem). 2. **Dayanağı**: Önleme araması için Sulh Ceza Hakiminin kararı veya gecikmesinde sakınca bulunan hallerde mülki amirin yazılı emri gerekir (PVSK m. 9). Adli arama için kural olarak Hakim kararı, gecikmesinde sakınca bulunan hallerde Cumhuriyet Savcısının, Savcıya ulaşılamayan hallerde kolluk amirinin yazılı emri gerekir (CMK m. 119). 3. **Yeri**: Önleme araması PVSK m. 9'da sayılan halka açık yerlerde yapılabilir, konut, işyeri ve eklentilerinde yapılamaz. Adli arama ise konut, işyeri, araç gibi her yerde yapılabilir. Yargıtay 7. Ceza Dairesi'nin 2015/7341 E., 2015/18560 K. sayılı kararında, kahvehanede (kamuya açık işyeri) kaçak sigara bulunduğu yönünde ihbar üzerine önleme araması kararına istinaden yapılan arama sonucu kaçak sigara ele geçirilmesi olayı incelenmiştir. Karar, bu aramanın hukuka aykırı olduğuna hükmetmiştir. Gerekçe şudur: 'Suç şüphesinin ortaya çıkmasından sonra 5271 sayılı kuralları uygulanması gerektiğinden, arama işleminin önceden alınmış bulunan önleme araması kararına göre değil CMK kurallarına göre icra edilmesi gerekmektedir.' Yani, ihbarla birlikte 'bir suçun işlendiği izlenimi' oluştuğundan, kolluğun derhal Cumhuriyet savcısına haber verip emri doğrultusunda 'soruşturma işlemlerine' başlaması gerekirdi. Bu durumda artık idari bir önleme araması değil, adli bir arama söz konusu olur ve bunun için usulüne uygun adli arama kararı alınması zorunludur. Karar, 'hukuka aykırı arama sonucu ele geçen eşyanın yasak delil niteliğinde olması, bu eşyanın kaçak olmasının durumu değiştirmeyeceği' ilkesini vurgulamıştır. Bu, delil elde etme aşamasında usul kurallarına uyulmaması halinde, delilin niteliği ne olursa olsun (kaçak sigara da olsa) hukuka aykırı hale geleceğini ve Anayasa'nın 38/2 ile CMK'nın 206/2-a, 217/2. maddeleri gereğince hükme esas alınamayacağını belirtmektedir. Bu karar, idari yetkiyle adli yetkinin sınırlarını çizer ve suç şüphesi ortaya çıktığında adli sürecin başlaması gerektiğini vurgular.