5237 sayılı TCK'nın 158. maddesinin 1. fıkrasının (l) bendinde (Ek: 24/11/2016-6763/14 md.), 'Kişinin, kendisini kamu görevlisi veya banka, sigorta ya da kredi kurumlarının çalışanı olarak tanıtması veya bu kurum ve kuruluşlarla ilişkili olduğunu söylemesi suretiyle' işlenen dolandırıcılık nitelikli hal olarak düzenlenmiştir. Bu yeni düzenlemenin, sanıkların kendilerini 'savcı ve polis' olarak tanıtarak dolandırıcılık yapmaları eylemlerinde görevli yargı merciinin belirlenmesindeki etkisi nedir? Yargıtay 15. Ceza Dairesi'nin 2017/13618 E., 2017/14798 K. sayılı kararında, bu yeni bentin yürürlüğe girmesiyle birlikte görevli mahkemenin neden değiştiği ve bunun yargılama açısından doğurduğu sonuçlar nelerdir?

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #107349

TCK m. 158/1-l bendi, 24/11/2016 tarihli ve 6763 sayılı Kanun ile eklenmiş, kendisini kamu görevlisi veya banka/sigorta/kredi kurumu çalışanı olarak tanıtarak dolandırıcılığı nitelikli hale getirmiştir. Bu bent, özellikle 'telefon dolandırıcılığı' gibi eylemlerin nitelikli hale dönüştürülmesini amaçlamıştır. Yargıtay 15. Ceza Dairesi'nin 2017/13618 E., 2017/14798 K. sayılı kararı, sanıkların 'katılanları arayarak, kendilerini savcı ve polis olarak tanıtıp, dolandırdıkları' iddia edilen olayda, bu yeni bentin etkisini incelemiştir. Hükümden sonra yürürlüğe giren bu yeni bent, sanıkların eylemini nitelikli dolandırıcılık suçuna dahil etmiştir. 5235 sayılı Kanun gereğince, TCK m. 158'de yer alan nitelikli dolandırıcılık suçlarına bakmakla görevli mahkeme Ağır Ceza Mahkemesi'dir. Karar, 'eylemin, hükümden sonra (...) yürürlüğe giren 6763 Sayılı Kanun’un 14.maddesiyle 5237 Sayılı TCK’nın 158/1.maddesine eklenen ( L ) bendi kapsamında öngörülen nitelikli dolandırıcılık fiiline dair delillerin takdiri ve değerlendirme yetki ve görevinin üst dereceli Ağır Ceza Mahkemesine ait olduğu gözetilerek görevsizlik kararı verilmesi gerektiği zorunluluğu'na hükmetmiştir. Bu durum, suçun vasfının yeni kanunla değişmesi halinde, ilk derece mahkemesinin (örneğin Asliye Ceza Mahkemesi'nin) yargılamaya devam edemeyeceğini ve görevsizlik kararı vererek dosyayı yetkili Ağır Ceza Mahkemesi'ne göndermesi gerektiğini gösterir. Bu, ceza hukukunda zaman bakımından uygulama ve görev kurallarının kamu düzenine ilişkin olmasının bir sonucudur. Ayrıca, kararda, aynı eylem nedeniyle mükerrer dava açılmış olabileceği ihtimalinin de araştırılması gerektiği belirtilmiştir.