5237 sayılı TCK'nın 158. maddesinin 1. fıkrasının (e), (f), (j), (k) ve (l) bentlerinde sayılan nitelikli dolandırıcılık hallerinde, adli para cezasının tayininde 'suçtan elde olunan haksız menfaatin iki katından az olamaz' ilkesi benimsenmiştir. Yargıtay 5. Ceza Dairesi'nin 2017/6238 E., 2018/207 K. sayılı kararında, bu ilkenin somut olayda nasıl uygulanması gerektiği ve eksik adli para cezası tayininin neden bozma nedeni olduğu açıklanmıştır. Hükmedilen hapis cezasının yarısından bir katına kadar hak yoksunluğu (TCK m. 53/5) uygulamasında yapılan hatalar nasıl düzeltilmiştir?
TCK m. 158/1-e, f, j, k, l bentlerinde sayılan nitelikli dolandırıcılık hallerinde, adli para cezasının tayininde, belirlenecek temel gün sayısının 'suçtan elde olunan haksız menfaatin iki katından az olamayacağı' özel bir ilke olarak getirilmiştir. Yargıtay 5. Ceza Dairesi'nin 2017/6238 E., 2018/207 K. sayılı kararı, bu ilkenin somut olayda nasıl uygulanması gerektiğini açıklamıştır: Öncelikle, elde edilen haksız menfaatin iki katı hesaplanır ve bu miktara karşılık gelen gün sayısı bulunur (örn. 13.496 gün). Bu gün sayısı, adli para cezasına esas alınacak 'asgari' temel gün sayısıdır. Daha sonra, TCK'nın 61. maddesindeki ölçütler dikkate alınarak bu asgari miktar üzerinden arttırma ve eksiltmeler yapılır (örneğin TCK m. 43 zincirleme suç, TCK m. 62 indirim). Ortaya çıkan sonuç gün sayısı ile TCK m. 52 uyarınca belirlenecek bir gün karşılığı miktar (20-100 TL) çarpılarak nihai adli para cezası belirlenir. Karar, sanık hakkında 'eksik adli para cezası tayini' yapılmasını (yani menfaatin iki katı ilkesine uyulmamasını) bozma nedeni olarak görmüştür. Ayrıca, 'suçların 5237 sayılı Yasanın 53/1-a maddesindeki yetkinin kötüye kullanılması suretiyle işlenmesi nedeniyle sanık hakkında 53/5. madde gereğince cezasının infazından sonra işlemek üzere, hükmolunan cezanın yarısından bir katına kadar bu hak ve yetkinin kullanılmasının yasaklanmasına karar verilmesi gerekirken hükmedilen cezanın yarısından az olacak şekilde hak yoksunluğuna hükmolunması' da bozma nedeni sayılmıştır. Ancak bu tür hatalar, CMUK m. 322 uyarınca 'yeniden duruşma yapılmaksızın' düzeltilebilen hatalar olarak kabul edilmiştir. Bu, hükmün kesinleşmesini geciktirmeden usul hatalarının giderilmesini sağlar.