Türk Ceza Kanunu'nun 158. maddesinin 1. fıkrasının (e) bendinde düzenlenen 'kamu kurum ve kuruluşlarının zararına olarak dolandırıcılık' suçunun oluşabilmesi için, 'zarar' kavramının ne anlama geldiği ve kurumun 'denetim imkanının ortadan kaldırılması'nın bu bağlamda taşıdığı önemi, Yargıtay 11. Ceza Dairesi'nin 2021/35409 E. sayılı kararında nasıl yorumlanmıştır? Karar, kurumun denetim yetkisinin her zaman bulunması ve alacaklarını tahsil etme imkanının olması durumunda suçun unsurlarının oluşmayacağını neden belirtmiştir?

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #107338

TCK m. 158/1-e, kamu kurum ve kuruluşlarının zararına olarak işlenen dolandırıcılığı nitelikli hal olarak düzenler. Yargıtay 11. Ceza Dairesi'nin 2021/35409 E. sayılı kararı, bu suçun oluşumu için aranan 'zarar' ve 'hileli hareket' unsurlarını detaylandırmıştır. Karara göre, 'sanığın kurumun denetim imkanını ortadan kaldıracak mahiyette hileli bir hareketinin bulunmaması' durumunda suçun unsurları oluşmaz. Karar, kurumun 'denetim imkanının ortadan kaldırılması'nın önemini şu şekilde açıklar: Eğer kurumun (örneğin SGK) 'kendisine bildirilen iş yerlerini ve işe giriş bildirgelerini denetleme yetkisinin her zaman bulunması' ve 'sigorta primlerinin katılan kuruma yatırılmış olması halinde 5510 sayılı Kanun’un 89 uncu maddesince primlerin irat kaydedileceği, aynı Kanun’un 96 ncı maddesince de yapılan sağlık harcamalarının da geri alınacağının düzenlenmiş olması, primlerin yatırılmamış olması halinde de, katılan kurumun alacaklarını her zaman tahsil etme imkanının bulunması' nedenleriyle, kurumun gerçek bir zararından bahsedilemez. Yani, kurumun, hileli davranışa rağmen, kendi denetim mekanizmaları veya yasal alacak tahsil imkanları sayesinde zarara uğramasının engellenebildiği durumlarda, dolandırıcılık suçunun 'zarar' ve 'hile' unsurları oluşmamaktadır. Bu, hilenin, mağdurun (kamu kurumu) denetim imkanlarını aşacak nitelikte olması ve gerçek bir zarara yol açması gerektiğini vurgular. Aksi takdirde, sanığın beraatine karar verilmesi gerekir.