HMK m. 109 uyarınca açılan kısmi davada, dava konusu edilmeyen alacak kesimi için zamanaşımının işlemeye devam ettiği Yargıtay içtihatlarıyla sabittir. Bu durum, HMK m. 107'de düzenlenen belirsiz alacak davasının, kısmi davaya göre davacıya sağladığı en önemli avantaj nedir?
Belirsiz alacak davasının (HMK m. 107), kısmi davaya (HMK m. 109) göre davacıya sağladığı en önemli avantaj, zamanaşımının alacağın tamamı için kesilmesidir. Belirsiz alacak davasında davacı, dava açarken belirleyebildiği asgari bir miktar üzerinden davayı açar. Yargılama sırasında (örneğin bilirkişi raporuyla) alacağın tamamı netleştiğinde, davacı talep artırım dilekçesiyle talebini ıslaha veya karşı tarafın rızasına gerek olmaksızın artırabilir. Bu talep artırımı, yeni bir dava veya ıslah sayılmaz; en başta açılan davanın devamı niteliğindedir. Bu nedenle, dava açıldığı anda kesilen zamanaşımı, sonradan artırılan miktar da dahil olmak üzere alacağın tamamı için kesilmiş sayılır. Davacı, talep artırımı yaptığında zamanaşımı def'i ile karşılaşma riski taşımaz. Kısmi davada ise, dava sadece talep edilen kısım için zamanaşımını kestiğinden, sonradan ıslahla artırılan veya ek dava ile talep edilen bakiye kısım, bu arada zamanaşımına uğrayabilir. Bu, belirsiz alacak davasını, alacağın miktarının gerçekten belirsiz olduğu durumlarda davacı için çok daha güvenli bir yol haline getirir.