2577 sayılı İYUK m. 2/1-b uyarınca açılan bir tam yargı davasında, davacının 'kişisel haklarının doğrudan muhtel olması' ne anlama gelir? Bir çevre derneği, bir sanayi tesisinin neden olduğu hava kirliliği nedeniyle 'bölge halkının sağlığının bozulduğu' iddiasıyla idareye karşı tazminat davası (tam yargı davası) açabilir mi?

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #107323

'Kişisel hakların doğrudan muhtel olması', idari işlem veya eylemden dolayı davacının şahsına ait bir hakkın (yaşam hakkı, mülkiyet hakkı, vücut bütünlüğü gibi) doğrudan ve kişisel olarak bir zarara veya zarara uğrama tehlikesine maruz kalması anlamına gelir. Tam yargı davası, sübjektif bir hakkın ihlali veya bir zararın tazmini için açılır ve davacının bu zarara kişisel olarak uğramış olması gerekir. Bir çevre derneğinin, 'bölge halkı adına' genel bir tazminat talebiyle tam yargı davası açma ehliyeti yoktur. Çünkü dernek, bölge halkının uğradığı kişisel zararların (sağlık sorunları gibi) doğrudan muhatabı değildir. Bu tür zararlar için, bizzat zarara uğrayan kişilerin (sağlığı bozulan vatandaşların) kendilerinin tam yargı davası açması gerekir. Dernekler, genellikle kamu yararını ilgilendiren konularda, hukuka aykırı bir idari işlemin (örneğin, tesise verilen çevre izninin) iptali için 'iptal davası' açma ehliyetine sahip olabilirler; çünkü bu durumda menfaat kavramı daha geniş yorumlanır. Ancak, kişisel zararların tazmini için açılan tam yargı davasında, davacının zararla kişisel ve doğrudan bir bağının olması şarttır.