TCK m. 158/1-i'de düzenlenen, 'serbest meslek sahibi kişiler tarafından, mesleklerinden dolayı kendilerine duyulan güvenin kötüye kullanılması suretiyle' işlenen dolandırıcılık suçunda, 'meslekten dolayı duyulan güven' ne anlama gelmektedir? Bir avukatın, müvekkilinden aldığı parayı özel işlerinde kullanması bu suçu oluşturur mu?

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #107321

'Meslekten dolayı duyulan güven', toplumun belirli mesleklere (avukatlık, doktorluk, mali müşavirlik vb.) yönelik olarak, o mesleğin gerektirdiği bilgi, beceri, dürüstlük ve sır saklama yükümlülüğü gibi nitelikler nedeniyle beslediği özel güveni ifade eder. Fail, bu mesleki sıfatı olmasaydı mağdurun kendisine inanmayacağı veya parayı teslim etmeyeceği durumlarda, bu sıfatını bir hile aracı olarak kullanır. Bir avukatın, müvekkilinden dava masrafı veya vekalet ücreti adı altında aldığı parayı zimmetine geçirmesi, bu güveni kötüye kullanmasıdır. Ancak bir avukatın, müvekkilinden borç para isteyip geri ödememesi, genellikle bu nitelikli hali oluşturmaz; çünkü bu ilişki mesleki bir ilişki değil, kişisel bir borç ilişkisidir. Somut sorudaki, avukatın müvekkilinden aldığı parayı özel işlerinde kullanması eylemi, eğer bu para dava masrafı, avans veya benzeri bir mesleki amaçla verilmişse, TCK m. 155/2'de düzenlenen 'hizmet nedeniyle güveni kötüye kullanma' suçunu oluşturur. Eğer para, avukatın hileli davranışlarıyla (örneğin 'mahkemeye rüşvet vereceğim' gibi yalanlarla) alınmışsa, o zaman TCK m. 158/1-i'deki nitelikli dolandırıcılık suçu oluşur. İki suç arasındaki ayrım, hile unsurunun varlığına ve yoğunluğuna bağlıdır.