Bir sanık, 'kamu görevlileriyle ilişkisinin olduğundan, onlar nezdinde hatırı sayıldığından bahisle ve belli bir işin gördürüleceği vaadiyle aldatarak' bir kişiden menfaat temin etmiştir. Bu eylem TCK m. 158/2'de nitelikli dolandırıcılık olarak düzenlenmiştir. Bu suçun failinin gerçekten bir kamu görevlisi ile ilişkisinin olması veya olmaması, suçun oluşumu açısından bir fark yaratır mı?

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #107320

Hayır, bir fark yaratmaz. TCK m. 158/2'de düzenlenen suçun (nüfuz ticareti) oluşması için önemli olan, failin bu yönde bir 'iddiada bulunarak' ve bu iddiayı bir 'hile aracı' olarak kullanarak mağduru aldatması ve menfaat temin etmesidir. Failin gerçekten bir kamu görevlisiyle iddia ettiği gibi bir ilişkisinin olup olmaması, hatırının sayılıp sayılmaması veya işi gördürme gücünün bulunup bulunmaması suçun oluşumu açısından önemsizdir. Suçun maddi unsuru, bu yöndeki bir beyanla mağduru aldatmaktır. Eğer failin gerçekten böyle bir nüfuzu varsa ve bunu kullanarak işi gördürmek için para alıyorsa, eylemi duruma göre rüşvet veya diğer ilgili suçları oluşturabilir. Ancak dolandırıcılık suçunun bu nitelikli halinde, hilenin kendisi, gerçekte var olmayan bir nüfuzun varmış gibi gösterilerek mağdurun kandırılmasıdır. Madde gerekçesinde de bu durum, 'belli bir işin gördürüleceği vaadiyle aldatarak' şeklinde ifade edilmiştir; vaadin gerçekliği aranmamaktadır.