Yargıtay 1. Hukuk Dairesi'nin 2015/17970 E. sayılı kararında, 'dahili dava' yoluyla bir kişiye taraf sıfatı yüklenemeyeceği belirtilmiştir. Hukuk usulünde 'dahili dava' nedir ve neden bir kişiyi davaya taraf yapma sonucunu doğurmaz?
'Dahili dava' kurumu, Türk hukuk usulünde kanunla düzenlenmiş bir müessese değildir; tamamen Yargıtay içtihatları ve uygulama ile ortaya çıkmış bir kavramdır. Genellikle, davanın taraflarından birinin, uyuşmazlıkla ilgili olabilecek üçüncü bir kişiye davayı 'ihbar etmesi' ve bu kişinin duruşmalara katılması durumunu ifade etmek için kullanılır. Ancak, bir kişiye sadece dava dosyasının veya duruşma gününün tebliğ edilmesi ('dahili davalı' olarak), o kişiyi kanunun aradığı anlamda davanın tarafı (davalı) yapmaz. Taraf sıfatı, dava dilekçesinde davalı olarak gösterilmek ve usulüne uygun olarak tebligat yapılarak davaya dahil edilmekle kazanılır. Yargıtay kararında da belirtildiği gibi, dahili dava yoluyla bir kişiye taraf sıfatı verilemez ve hakkında hüküm kurulamaz. Eğer davacı, davasını bu üçüncü kişiye de yöneltmek istiyorsa, ya dava dilekçesinde en başta onu da davalı olarak göstermeli ya da yargılama sırasında, şartları varsa, HMK m. 124'teki 'taraf değişikliği' (davanın teşmili/genişletilmesi) yoluna başvurmalıdır. Sadece 'dahili davalı' olarak dosyaya isminin eklenmesi, hukuki bir sonuç doğurmaz.