CMK m. 2/1-c'ye göre müdafi 'savunma yapan avukatı' ifade ederken, m. 2/1-d'ye göre vekil 'temsil eden avukatı' ifade eder. 'Savunma' ve 'temsil' kavramları arasındaki bu terminolojik fark, Yargıtay içtihatlarına göre bu iki avukatın hukuki konumunda ne gibi temel bir ayrım yaratmaktadır?
Bu terminolojik fark, iki avukatın hukuki konumunda ve müvekkilleriyle olan ilişkilerinde temel bir ayrım yaratmaktadır. 'Temsil' kavramı, özel hukuktaki vekalet sözleşmesine (TBK m. 502 vd.) dayanır. Vekil (örneğin katılan vekili), müvekkilinin iradesini ve talimatlarını yargılama makamları önünde yansıtan bir temsilcidir ve kural olarak müvekkilinin talimatlarıyla bağlıdır. 'Savunma' kavramı ise, ceza muhakemesinin kamusal niteliğinden kaynaklanır. Yargıtay Ceza Genel Kurulu'nun 2020/240 E., 2022/427 K. sayılı kararında bu ayrım net bir şekilde yapılmıştır. Karara göre, müdafi, sanığın bir temsilcisi değil, ondan 'bağımsız ayrı bir ceza muhakemesi organı/öznesidir'. Müdafilik, kamusal bir görevdir ve müdafi, sanığın talimatlarıyla mutlak surette bağlı değildir. Müdafi, sanığın lehine olmak kaydıyla onun iradesine aykırı davranabilir (örneğin, sanık suçunu ikrar ederken müdafi beraat talep edebilir). Bu bağımsızlık, müdafiin görevinin sadece sanığın isteklerini yerine getirmek değil, aynı zamanda maddi gerçeğin ortaya çıkmasına ve adil bir yargılamanın yapılmasına hizmet etmek olmasından kaynaklanır. Kısacası, vekil temsil eder, müdafi ise savunur ve bu savunmayı yaparken daha geniş bir özerkliğe sahiptir.