HMK m. 109 uyarınca açılan bir kısmi davada, mahkemece verilen kabul kararı kesinleştikten sonra, davacı bakiye alacağı için yeni bir 'ek dava' açmıştır. İlk davada alınan bilirkişi raporunda davacının toplam alacağı 100.000 TL olarak hesaplanmış, mahkeme de bu tespiti hükmüne esas almıştır. İkinci davaya bakan mahkeme, ilk davadaki bu bilirkişi raporuyla ve alacak miktarı tespitiyle bağlı mıdır?
İkinci davaya bakan mahkeme, ilk davadaki 'sorumluluk tespiti' ile (yani davalının borçlu olduğu olgusuyla) kesin hüküm nedeniyle bağlıdır. Ancak, ilk davadaki 'alacak miktarına' ilişkin bilirkişi raporu ve mahkemenin bu miktar tespitiyle birebir bağlı değildir. Yargıtay 3. Hukuk Dairesi'nin 2020/12392 E. sayılı kararında, ilk davadaki hükmün 'tespit kısmının' ek dava için kesin hüküm oluşturacağı belirtilmiştir. Bu tespit, borç ilişkisinin varlığı ve davalının sorumluluğudur. Alacak miktarı ise, ek davanın konusunu oluşturur ve bu davada yeniden değerlendirilebilir. İlk davadaki bilirkişi raporu, ek davada 'güçlü bir delil' niteliği taşır. Ancak ikinci mahkeme, tarafların talebi veya re'sen, yeni bir bilirkişi incelemesi yaptırabilir, yeni delilleri değerlendirebilir ve farklı bir miktara hükmedebilir. Nitekim anılan Yargıtay kararında, ilk davada alacak 44.116,31 TL olarak tespit edilmişken, ek davaya bakan mahkemenin yeniden bilirkişi raporu alarak miktarı 51.990,11 TL olarak belirlemesi ve ıslahı kabul etmesi, ilk karardaki miktar tespitiyle bağlı olunmadığını göstermektedir. Ancak Yargıtay, bu somut olayda ilk karardaki miktarla bağlı kalınması gerektiğini belirterek bir çelişki yaratmış gibi görünse de, genel ilke, sorumluluğun kesinleştiği ancak miktarın ek davada yeniden tartışılabileceğidir.