HMK m. 109'da düzenlenen 'kısmi dava' ile HMK m. 110'da düzenlenen 'davaların yığılması' (objektif dava birleşmesi) arasındaki temel fark nedir? Bir işçinin aynı işverene karşı kıdem tazminatı, ihbar tazminatı ve fazla mesai alacağı için tek dilekçede talepte bulunması hangi duruma örnektir?

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #107281

İki kavram arasındaki temel fark, taleplerin aynı hukuki ilişkiden mi yoksa farklı hukuki ilişkilerden mi kaynaklandığıdır. Kısmi dava (HMK m. 109), 'aynı hukuki ilişkiden' doğan ve bölünebilir nitelikte olan bir alacağın 'sadece bir kısmının' dava edilmesidir. Örneğin, 100.000 TL'lik tek bir borç senedinden kaynaklanan alacağın şimdilik 10.000 TL'sinin istenmesi kısmi davadır. Davaların yığılması (HMK m. 110) ise, davacının aynı davalıya karşı 'birden fazla ve birbirinden bağımsız' asli talebini aynı dava dilekçesinde ileri sürmesidir. Burada her bir talep ayrı bir davadır, ancak usul ekonomisi gereği tek dilekçede birleştirilirler. Bir işçinin aynı işverene karşı kıdem tazminatı, ihbar tazminatı ve fazla mesai alacağı için tek dilekçede talepte bulunması, 'davaların yığılması'na örnektir. Çünkü kıdem tazminatı, ihbar tazminatı ve fazla mesai alacakları, her ne kadar aynı iş sözleşmesinden kaynaklansalar da, her birinin doğum sebepleri, hukuki nitelikleri, ispat koşulları ve zamanaşımı süreleri farklı olan 'bağımsız' taleplerdir. Mahkeme de hüküm kurarken her bir talep hakkında ayrı ayrı karar vermek zorundadır (HMK m. 297/2).