CMK m. 150/3 uyarınca, alt sınırı beş yıldan fazla hapis cezasını gerektiren suçlardan dolayı yapılan soruşturma ve kovuşturmada, şüpheli veya sanığın müdafisi yoksa istemi aranmaksızın bir müdafi görevlendirilir. Bu durum, CMK m. 2/1-c'de tanımlanan müdafilik kurumunun niteliği hakkında ne gibi bir ipucu vermektedir?

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #107279

Bu durum, müdafilik kurumunun sadece bireysel bir hak değil, aynı zamanda kamusal bir zorunluluk ve adil yargılanma hakkının temel bir güvencesi olduğunu göstermektedir. CMK m. 2/1-c'deki tanım, müdafiin sanığın 'savunmasını yapan avukat' olduğunu belirtir. Ancak CMK m. 150/3 gibi zorunlu müdafilik halleri, savunma hakkının devletin pozitif bir yükümlülüğü olduğunu ortaya koyar. Yargıtay Ceza Genel Kurulu'nun 2018/441 E. sayılı kararında da belirtildiği gibi, zorunlu müdafilik, 'adil bir muhakemenin zorunlu kılması nedeniyle, şüpheli veya sanığın bir müdafi ile savunulmasının zorunlu tutulmasıdır'. Sanık istemese, hatta karşı çıksa bile, devletin belirli ağırlıktaki suçlarda (alt sınırı 5 yıldan fazla hapis gibi) veya sanığın özel durumlarında (çocuk, sağır-dilsiz vb.) savunmanın eksiksiz yapılmasını temin etme görevi vardır. Bu, müdafiin sadece sanığın bir yardımcısı değil, aynı zamanda ceza adalet sisteminin düzgün işlemesini sağlayan, kamusal niteliği ağır basan bir yargılama sujesi olduğunu gösterir. Zorunlu müdafilik, savunma hakkının vazgeçilmez ve devredilmez niteliğini vurgular.