Bir idari kurumun, kanuna aykırı olarak tahsil ettiği bir harcın iadesi için açılacak dava hangi mahkemede görülür? Yargıtay 4. Hukuk Dairesi'nin 2015/10542 E. sayılı kararı ile Danıştay 9. Dairesi'nin 2015/10574 E. sayılı kararı arasında görevli yargı yeri konusunda bir farklılık var mıdır? Varsa neden kaynaklanmaktadır?
İki karar arasında bir farklılık yoktur; her ikisi de kendi baktıkları uyuşmazlığın niteliğine göre doğru bir sonuca varmıştır. Uyuşmazlığın hangi yargı kolunda görüleceği, davanın kime karşı ve hangi hukuki sebebe dayanılarak açıldığına bağlıdır. Danıştay 9. Dairesi'nin 2015/10574 E. sayılı kararında, davacı ödediği KDV'nin iadesi için doğrudan 'Vergi Dairesi Müdürlüğü'ne' başvurmuş ve bu başvurunun reddi üzerine, bu ret işlemine karşı dava açmıştır. Vergi, resim, harç gibi mali yükümlülüklere ilişkin uyuşmazlıklara bakma görevi 2576 sayılı Kanun m. 6 uyarınca vergi mahkemelerine aittir. Bu nedenle dava idari yargıda görülmüştür. Yargıtay 4. Hukuk Dairesi'nin 2015/10542 E. sayılı kararında ise, davacı, Kamu İhale Kurumu'na ödediği başvuru bedelini, bu zarara sebep olduğunu iddia ettiği 'özel hukuk tüzel kişisi olan bir şirketten' talep etmektedir. Davalı bir idare değil, özel hukuk tüzel kişisidir. İYUK m. 2'ye göre idari yargıda davalar ancak idareye karşı açılabilir. Özel hukuk kişileri aleyhine idari yargıda dava açılamayacağı için, Yargıtay bu davanın görüm ve çözüm yerinin adli yargı olduğuna doğru bir şekilde karar vermiştir. Farklılık, davalıların hukuki statüsünden (idare vs. özel hukuk tüzel kişisi) kaynaklanmaktadır.