İYUK m. 2/2 uyarınca idari yargının 'yerindelik denetimi' yapamaması, idarenin 'takdir yetkisi'ne sahip olduğu alanlarda hiçbir yargısal denetim yapılamayacağı anlamına mı gelir? Takdir yetkisinin yargısal denetiminin sınırları nelerdir?

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #107276

Hayır, idarenin takdir yetkisine sahip olması, bu alanda hiçbir yargısal denetim yapılamayacağı anlamına gelmez. İdari yargı, 'yerindelik denetimi' yapamaz, yani idarenin yerine geçerek onun tercihlerinden birini seçemez. Ancak idarenin takdir yetkisini kullanırken de hukukun genel ilkelerine ve kanunun çizdiği sınırlara uymak zorunda olup olmadığı denetlenebilir. Takdir yetkisinin yargısal denetiminin sınırları şunlardır: 1) Yetkinin Kanuna Uygun Kullanılıp Kullanılmadığı: İdare, takdir yetkisini kanunun kendisine verdiği sınırlar içinde kullanmalıdır. 2) Kamu Yararı ve Hizmet Gerekleri: Takdir yetkisi, mutlaka kamu yararı ve hizmet gerekleri doğrultusunda kullanılmalıdır. Özel, siyasi veya keyfi amaçlarla kullanılamaz. Bu durum 'maksat' unsurunun denetimidir. 3) Eşitlik İlkesi: İdare, benzer durumlardaki kişilere farklı muamele yapamaz. 4) Ölçülülük İlkesi: İdarenin seçtiği aracın, ulaşmak istediği amaçla orantılı olması gerekir. 5) Sebep Unsuru: İdarenin takdir yetkisini kullanırken dayandığı maddi olayların (sebep) gerçek ve doğru olması gerekir. Dolayısıyla, idare mahkemesi, idarenin takdir yetkisini kullanırken bu ilkelere uyup uymadığını denetleyebilir. Bu denetim bir yerindelik denetimi değil, 'hukuka uygunluk denetimi'dir.