HMK m. 109/3 '...kısmi dava açılması, talep konusunun geri kalan kısmından feragat edildiği anlamına gelmez.' hükmünü amirdir. Bu hükümden önce, 1086 sayılı HUMK döneminde, fazlaya ilişkin haklar saklı tutulmadan açılan bir davada durum neydi ve HMK bu konuda ne gibi bir değişiklik getirmiştir?
1086 sayılı HUMK döneminde, Yargıtay'ın yerleşik içtihatlarına göre, bir alacağın sadece bir kısmı dava edilir ve fazlaya ilişkin haklar açıkça saklı tutulmazsa, davacının alacağının geri kalan kısmından zımnen (örtülü olarak) feragat ettiği kabul edilirdi. Bu durum, ciddi hak kayıplarına yol açabiliyordu. Davacı, 'fazlaya ilişkin haklarımı saklı tutuyorum' ifadesini kullanmayı unutursa, dava konusu yapmadığı alacak kısmını bir daha talep etme hakkını kaybediyordu. HMK m. 109/3, bu içtihadı ortadan kaldıran devrim niteliğinde bir değişiklik getirmiştir. Bu hükme göre artık, kısmi dava açılırken fazlaya ilişkin hakların saklı tutulmasına gerek yoktur. Davacının bu konuda sessiz kalması, feragat anlamına gelmez. Feragatin gerçekleşmesi için, davacının 'talep konusunun kalan kısmından açıkça feragat etmiş olması' şarttır. Bu düzenleme, usuli bir ihmal veya unutkanlık nedeniyle maddi hakkın kaybedilmesinin önüne geçerek hak arama özgürlüğünü güçlendirmiştir. Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 2021/485 E. sayılı kararında da bu ilke teyit edilmektedir.