HMK'nın yürürlükte olduğu 2013 yılında 'fazlaya ilişkin haklarını saklı tutmadan' açılan bir tazminat davasında, davacı 2015 yılında ıslah dilekçesi vererek dava değerini artırmak istemiştir. Bu ıslah talebi geçerli midir? HMK m. 109/3 hükmünün bu duruma etkisi nedir?
Bu ıslah talebi geçerli değildir. Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 2017/1397 E., 2021/292 K. sayılı kararında bu konu tartışılmıştır. Uyuşmazlık, 01.10.2011'de yürürlüğe giren HMK'dan önce (HUMK döneminde) açılan bir davaya ilişkin olsa da, karardaki ilkeler HMK döneminde açılan davalar için de yol göstericidir. Bir davanın kısmi dava mı tam dava mı olduğu, dava dilekçesindeki talepten anlaşılır. Davacı 'fazlaya ilişkin haklarını saklı tutmadan' dava açtığında, bu bir tam davadır ve davacı, dava konusu yapmadığı kısımdan zımnen feragat etmiş sayılır. HMK m. 109/3, 'kısmi dava açılması, talep konusunun geri kalan kısmından feragat edildiği anlamına gelmez' diyerek sadece 'kısmi dava' açılması durumunda bir koruma sağlamaktadır. Tam dava açarak alacağının tamamını talep eden (veya saklı tutmayan) bir davacının, sonradan 'unuttuğu' veya 'vazgeçtiği' bir kısmı ıslahla davaya dahil etmesi mümkün değildir. Çünkü ıslah, maddi hukuktan kaynaklanan feragat gibi işlemleri geri alamaz. HMK m. 109/3, yalnızca usulüne uygun açılmış bir 'kısmi davanın' sonuçlarını düzenler. Dolayısıyla, fazlaya ilişkin haklarını saklı tutmayan davacının ıslah talebi, iddianın genişletilmesi yasağına takılır ve kabul edilemez.