Bir kimsenin, kendisini avukat olarak tanıtmasına rağmen, baro tarafından tedbir mahiyetinde işten yasaklanmış olduğu bir dönemde, bir davayı takip etme vaadiyle mağdurdan para alması eylemi, TCK m. 158/1-i (serbest meslek sahibi kişiler tarafından... güvenin kötüye kullanılması) kapsamında mı, yoksa TCK m. 158/1-d (kamu kurumu niteliğindeki meslek kuruluşunun araç olarak kullanılması) kapsamında mı değerlendirilmelidir? Yargıtay 23. Ceza Dairesi'nin 2015/9574 E. sayılı kararının gerekçesi nedir?
Yargıtay 23. Ceza Dairesi'nin 2015/9574 E., 2016/10481 K. sayılı kararına göre bu eylem, TCK m. 158/1-d kapsamında 'kamu kurumu niteliğindeki meslek kuruluşunun (baronun) araç olarak kullanılması suretiyle' nitelikli dolandırıcılık suçunu oluşturur. Kararın gerekçesi şudur: TCK m. 158/1-i'nin uygulanabilmesi için failin 'serbest meslek sahibi' olması ve bu mesleğinden dolayı kendisine 'duyulan güveni kötüye kullanması' gerekir. Ancak Avukatlık Kanunu uyarınca işten yasaklanmış bir avukat, artık avukatlığa ait yetkileri kullanamaz ve o an için serbest meslek erbabı sıfatını fiilen yitirmiştir. Fail, bu eylemde mağduru aldatırken, mesleğini fiilen icra etmesinden kaynaklanan kişisel güveni değil, 'avukatlık' mesleğinin ve bu mesleğin mensup olduğu 'baro'nun (kamu kurumu niteliğindeki meslek kuruluşu) toplumdaki saygınlığını ve güvenilirliğini araç olarak kullanmaktadır. Üzerinde avukatlık levhası bulunan bürosunu, avukatlık ruhsatını kullanarak mağdurda bir güven oluşturmaktadır. Bu nedenle suçun niteliği, (i) bendindeki kişisel güvenin kötüye kullanılmasından ziyade, (d) bendindeki kurumsal güvenin araç olarak kullanılmasıdır.