Avukatlık Kanunu m. 41'e göre, görevinden çekilen avukatın görevi, durumu müvekkiline tebliğden itibaren 15 gün daha devam eder. Yargıtay Ceza Genel Kurulu'nun 2020/240 E. sayılı kararında bu hüküm nasıl yorumlanmıştır? Bu kural, sanığın aleyhine sonuç doğuracak şekilde uygulanabilir mi?
Yargıtay Ceza Genel Kurulu'nun 2020/240 E., 2022/427 K. sayılı kararında, Avukatlık Kanunu m. 41'deki bu düzenleme bir 'ödev ve yükümlülük' olarak yorumlanmıştır. Bu kuralın amacı, avukatın görevden çekilmesiyle sanığın/şüphelinin bir anda savunmasız kalmasını önlemek ve bu 15 günlük sürede avukatın, müvekkili lehine yapılması gereken acil işlemleri (örneğin bir süreye tabi itiraz veya kanun yolu başvurusu) yapmaya devam etmesini sağlamaktır. Kararda, bu hükmün 'sanığın menfaatlerinin korunması ve olası hak kayıplarının önüne geçmek adına bir önlem' olduğu vurgulanmıştır. Dolayısıyla, bu kural sanığın lehine getirilmiş bir güvencedir ve onun aleyhine sonuç doğuracak şekilde yorumlanamaz. Örneğin, istifa eden avukata bu 15 günlük süre içinde yapılan bir tebligatın, istifadan ve tebligattan haberi olmayan sanık için temyiz süresini başlattığı kabul edilemez. Kararda da belirtildiği gibi, aksinin kabulü, 'sanığın kendisine ya da görevlendirdiği diğer müdafiye atfedilebilecek bir kusur bulunmadığı hâlde lehine getirilmiş bir düzenlemenin aleyhine sonuç doğuracak şekilde yorumlanması nedeniyle mahkemeye erişim hakkının kısıtlanmasına yol açar'.