Bir dolandırıcılık eyleminde fail, kendisini bir bakanlıkta genel müdür olarak tanıtarak mağduru aldatmış ancak bakanlığa ait herhangi bir kimlik, belge veya araç kullanmamıştır. Bu eylem, TCK m. 158/1-d (kamu kurum ve kuruluşlarının araç olarak kullanılması) kapsamında mıdır, yoksa 24/11/2016'da eklenen TCK m. 158/1-l (kişinin kendisini kamu görevlisi olarak tanıtması) kapsamında mıdır? İki fıkra arasındaki temel fark nedir?
Bu eylem, TCK m. 158/1-l kapsamında 'kişinin, kendisini kamu görevlisi olarak tanıtması' suretiyle nitelikli dolandırıcılık suçunu oluşturur. İki fıkra arasındaki temel fark, 'araç kullanma' unsurudur. TCK m. 158/1-d'nin uygulanabilmesi için, failin sadece bir kamu kurumuyla ilişkili olduğunu söylemesi yeterli değildir; o kuruma ait kimlik, antetli kağıt, mühür, araç gibi maddi bir varlığı aldatma eyleminde bir 'araç' olarak kullanması gerekir. Yargıtay Ceza Genel Kurulu'nun 2014/598 E., 2017/31 K. sayılı kararında da belirtildiği gibi, bu fıkranın uygulanması için 'bunlara ait maddi varlığın veya bu tüzel kişiliklerle bağ kurulmasını sağlayan somut başka olguların kullanılması gerekir.' Failin sadece sözlü olarak kendisini kamu görevlisi olarak tanıtması, bu fıkra için yeterli değildir. 2016 yılında eklenen (l) bendi, tam da bu boşluğu doldurmak amacıyla getirilmiştir. Bu bent uyarınca, failin herhangi bir maddi varlık kullanmaksızın, sadece kendisini kamu görevlisi veya banka/sigorta çalışanı olarak tanıtması veya bu kurumlarla ilişkili olduğunu söylemesi, suçun nitelikli hali için yeterlidir. Dolayısıyla, somut olaydaki eylem (l) bendine uymaktadır.