TCK m. 158/1-b'de düzenlenen 'kişinin içinde bulunduğu tehlikeli durum veya zor şartlardan yararlanmak' suretiyle nitelikli dolandırıcılık suçunda, 'zor şartlar' kavramı objektif mi yoksa subjektif kriterlere göre mi değerlendirilmelidir? Yargıtay içtihatları bu konuda ne yöndedir?

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #107238

Yargıtay içtihatlarına göre 'zor şartlar' kavramı, olayın özellikleri dikkate alınarak ve büyük ölçüde mağdurun subjektif durumu üzerinden değerlendirilmelidir. Yargıtay Ceza Genel Kurulu'nun 2014/597 E., 2016/452 K. sayılı kararında bu husus açıkça belirtilmiştir: 'TCK’nun 158/1-b maddesinde yer alan “zor şartlar” ibaresi, suçun mağduru esas alınarak değerlendirilmeli, mağdurun zor şartlarda bulunup bulunmadığı, olaysal olarak ve subjektif olarak açıklanmalıdır.' Kararda, her hastalığın veya her kazanın otomatik olarak zor şart oluşturmayacağı; olayın zamanı, hastalığın/yaralanmanın boyutu, mağdurun ekonomik ve sosyal durumu, olaydan etkilenme derecesi ve failin müdahale tarzı gibi birçok faktörün birlikte değerlendirilmesi gerektiği vurgulanmıştır. Örneğin, bir yakını hastanede ağır bir tedavi gören ve bu süreçte çaresizlik içinde bulunan bir kişinin bu durumundan faydalanılarak aldatılması bu kapsama girerken, rutin bir muayene için hastanede bulunan bir kişinin durumu genellikle 'zor şart' olarak kabul edilmez. Dolayısıyla değerlendirme, her somut olayın kendi koşulları içinde ve mağdurun o anki psikolojik ve fiziksel durumuna odaklanarak yapılmalıdır.