2015 yılındaki değişiklikten önce HMK m. 109/2, 'Talep konusunun miktarı, taraflar arasında tartışmasız veya açıkça belirli ise kısmi dava açılamaz' hükmünü içeriyordu. Bu hükmün kaldırılmasının, belirli ve muaccel alacaklar için dava açma stratejileri üzerindeki en önemli etkisi ne olmuştur?

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #107235

Bu hükmün kaldırılmasının en önemli etkisi, alacağı belirli ve likit olan davacıların, yüksek dava harç ve masrafları riskini üstlenmeden alacaklarının küçük bir kısmını dava konusu yaparak 'test davası' açabilmelerine olanak tanımasıdır. Değişiklikten önce, alacağı belirli olan bir davacı ya alacağının tamamı üzerinden dava açmak ve tam harç ödemek ya da hiç dava açmamak zorundaydı. Bu durum, özellikle alacağın varlığı veya borçlunun ödeme gücü konusunda şüpheleri olan alacaklılar için caydırıcı olabiliyordu. Hükmün kaldırılmasıyla birlikte, artık alacak miktarı ne kadar net olursa olsun, davacı HMK m. 109 uyarınca alacağının küçük bir bölümü için kısmi dava açabilir. Bu davada mahkemenin temel hukuki ilişki (sorumluluk, kusur vb.) hakkındaki tespiti, alacağın geri kalanı için açılacak ek davada kesin hüküm teşkil edecektir. Böylece davacı, daha düşük bir yargılama gideri riskiyle davanın esasını test etme, olumlu bir sonuç alırsa geri kalan kısmı talep etme veya sulh olma gibi stratejik esneklikler kazanmıştır. Bu değişiklik, yargılamanın maliyet riskini azaltarak hak arama özgürlüğünü genişletmiştir.