Yargıtay 4. Hukuk Dairesi'nin 2017/164 E. sayılı kararında, DSİ'nin hizmet kusuruna dayalı bir davada adli yargının görevsiz olduğuna karar verilmiştir. Peki, aynı olayda zarar gören kişi, DSİ'nin yanı sıra, yol yapımını üstlenen 'özel hukuk yüklenici firmasına' karşı da dava açmak isteseydi, bu firmaya karşı açılacak davada görevli yargı kolu neresi olurdu?
Yüklenici özel hukuk firmasına karşı açılacak davada görevli yargı kolu, adli yargıdır. Uyuşmazlıkların çözümünde her bir davalının hukuki statüsü ve eyleminin niteliği ayrı ayrı değerlendirilir. DSİ, bir kamu idaresidir ve eylemi bir kamu hizmetinin ifasıdır; bu nedenle ona karşı açılacak dava (hizmet kusuruna dayalı tam yargı davası) idari yargıda görülür. Yüklenici firma ise, bir özel hukuk tüzel kişisidir. Onun yol yapımı sırasındaki kusurlu eylemleri, borçlar hukuku anlamında bir 'haksız fiil' teşkil eder. Özel hukuk kişilerinin haksız fiillerinden doğan tazminat davalarına bakma görevi ise adli yargıya (asliye hukuk mahkemesi) aittir. Bu durumda, davacı, DSİ'ye karşı idare mahkemesinde, yüklenici firmaya karşı ise asliye hukuk mahkemesinde ayrı ayrı dava açmak zorunda kalırdı. İki dava arasında bir bağlantı olsa da, davalıların farklı hukuki statüleri nedeniyle davaların aynı yargı kolunda birleştirilmesi mümkün olmazdı.