Bir sanık, nitelikli dolandırıcılık suçundan mahkum olmuştur. Mahkeme, hükümle birlikte TCK m. 53/1 uyarınca sanığın 'seçme ve seçilme ehliyetinden ve diğer siyasi hakları kullanmaktan' yoksun bırakılmasına karar vermiştir. Anayasa Mahkemesi'nin 08.10.2015 tarihli iptal kararı, bu tür bir hak yoksunluğu kararını nasıl etkilemiştir?
Anayasa Mahkemesi'nin 08.10.2015 tarihli ve 2014/140 E., 2015/85 K. sayılı kararı, TCK m. 53'teki '...ve diğer siyasi hakları kullanmaktan...' ibaresini ve hak yoksunluklarının 'koşullu salıverilmeden sonra da' devam edeceğine ilişkin bazı düzenlemeleri iptal etmiştir. Bu kararın en önemli sonucu şudur: Artık mahkemeler, mahkumiyetin yasal bir sonucu olarak, sanığın TCK m. 53/1'de sayılan haklardan (seçme, seçilme, velayet, vakıf yöneticiliği vb.) 'sürekli' olarak yoksun bırakılmasına karar veremezler. Hak yoksunluğu, sadece hapis cezasının infazı süresince devam eder. Hapis cezasının infazı tamamlandığında, bu hak yoksunlukları da kendiliğinden sona erer. Yargıtay kararlarında (örn: 5. CD, 2017/6238 E.) sıkça atıf yapılan bu AYM kararı, mahkemelerin TCK m. 53'ü uygularken bu yeni durumu dikkate alması gerektiğini ve hak yoksunluğunu cezanın infaz süresiyle sınırlı tutması gerektiğini belirtmektedir. Dolayısıyla, eski uygulamadaki gibi ömür boyu veya süresiz bir hak yoksunluğu artık söz konusu değildir.