Yargıtay Ceza Genel Kurulu'nun 2013/192 E. sayılı kararında, hileli davranışın 'kredinin alınmasından sonra' gerçekleştirilmesi halinde dolandırıcılık suçunun oluşmayacağı belirtilmiştir. Bu ilke, suçun hangi temel unsuru ile ilgilidir?
Bu ilke, dolandırıcılık suçunun temel unsurlarından olan 'nedensellik (illiyet) bağı' ile ilgilidir. Dolandırıcılık suçunun oluşabilmesi için, failin hileli davranışları ile mağdurun aldanması ve bu aldanma sonucunda bir menfaat temin edilmesi arasında doğrudan bir neden-sonuç ilişkisi bulunmalıdır. Yani, mağduru aldatarak tasarrufta bulunmaya iten şey, failin hileli davranışları olmalıdır. Kararda belirtilen durumda, kredi zaten banka tarafından tahsis edilmiş ve menfaat (kredi tutarı) elde edilmiştir. Bu aşamadan sonra yapılan hileli bir davranış (sahte teminat sunma gibi), kredinin alınmasına neden olmamıştır. Hile, sonucun (menfaatin elde edilmesinin) sebebi değil, sonucundan sonra gelen bir eylemdir. Bu nedenle, hile ile zarar/menfaat arasındaki zorunlu nedensellik bağı kopmuş olur ve dolandırıcılık suçunun unsurları oluşmaz. Eylem, şartları varsa başka bir suçu (belgede sahtecilik gibi) oluşturabilir.