TCK m. 158/1-e'de düzenlenen 'kamu kurum ve kuruluşlarının zararına olarak' işlenen dolandırıcılık suçunda, zarar gören kurumun 'kamu kurumu' olup olmadığı nasıl belirlenir? Belediyelerin veya üniversitelerin bu suçun mağduru olması mümkün müdür?
Bir kurumun 'kamu kurumu' olup olmadığı, onun kuruluş kanununa ve hukuki statüsüne göre belirlenir. Genel olarak, devlet tüzel kişiliği içinde yer alan, kamu gücü ayrıcalıklarından yararlanan ve bir kamu hizmetini yürütmekle görevli olan tüzel kişiler kamu kurumudur. Yargıtay 5. Ceza Dairesi'nin 2016/6105 E. sayılı kararında da mağdurun 'Kütahya Belediyesi' olduğu bir olayda, eylemin TCK m. 158/1-e kapsamında olduğu kabul edilmiştir. Belediyeler, Anayasa'nın 127. maddesinde tanımlanan, kamu tüzel kişiliğine sahip yerel yönetimlerdir. Dolayısıyla belediyelerin zararına işlenen dolandırıcılık bu fıkra kapsamındadır. Aynı şekilde, devlet üniversiteleri de kamu tüzel kişiliğine sahiptir ve bu suçun mağduru olabilirler. Vakıf üniversiteleri de 2547 sayılı Yükseköğretim Kanunu uyarınca 'kamu tüzel kişiliğine' sahip olduklarından, onların zararına işlenen dolandırıcılık eylemleri de, somut olayın özelliklerine göre, bu bent kapsamında değerlendirilebilir.