Bir davacı, alacağının bir kısmı için açtığı kısmi davada, dava dilekçesinde 'Davam belirsiz alacak davasıdır' şeklinde bir ifade kullanmış, ancak talebini 'fazlaya ilişkin haklarımı saklı tutarak şimdilik 10.000 TL'nin tahsili' olarak belirtmiştir. Hâkim, bu çelişki karşısında nasıl hareket etmelidir?
Hâkim, bu çelişki karşısında HMK m. 31'de düzenlenen 'davasını aydınlatma ödevi' kapsamında hareket etmelidir. Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 2019/853 E. sayılı kararında da bu tür durumlar için bir yol haritası çizilmiştir. Dilekçede hem belirsiz alacak davası niteliği hem de kısmi dava talep şekli bir arada bulunduğundan, davacının gerçek iradesi belirsizdir. Bu durumda hâkim, davayı doğrudan bir türe göre nitelemek veya reddetmek yerine, HMK m. 119/2'yi de kıyasen uygulayarak, davacıya 'davasının belirsiz alacak davası mı yoksa kısmi dava mı olduğunu açıklaması için' bir haftalık kesin süre vermelidir. Davacı, bu süre içinde davasının 'kısmi dava' olduğunu beyan ederse, dava kısmi dava olarak görülür. Eğer 'belirsiz alacak davası' olduğunu beyan ederse, mahkeme bu kez belirsiz alacak davasının şartlarının (alacağın gerçekten belirsiz olup olmadığı) somut olayda mevcut olup olmadığını inceler. Şartlar varsa dava belirsiz alacak davası olarak, yoksa (karşı oy ve bazı daire görüşlerine göre) kısmi dava olarak görülür veya (bazı daire görüşlerine göre) hukuki yarar yokluğundan reddedilir. Kısacası, ilk adım, çelişkiyi davacıya açıklattırmaktır.