TCK m. 158/1-c'de düzenlenen 'kişinin algılama yeteneğinin zayıflığından yararlanmak suretiyle' nitelikli dolandırıcılık suçu ile TCK m. 157'deki basit dolandırıcılık arasındaki fark nedir? Mağdurun sadece 'saf' veya 'deneyimsiz' olması bu fıkranın uygulanması için yeterli midir?
İki suç arasındaki temel fark, mağdurun durumunun hile üzerindeki etkisidir. Basit dolandırıcılıkta (TCK m. 157), failin hilesi, ortalama bir insanda da bir aldanma yaratabilecek niteliktedir. TCK m. 158/1-c'deki nitelikli halde ise, hile aslında basit veya kolayca anlaşılabilecek bir yalan olabilir, ancak suçun nitelikli sayılmasının sebebi, failin, mağdurun özel durumundan faydalanmasıdır. 'Algılama yeteneğinin zayıflığı', mağdurun yaş küçüklüğü, ileri yaşa bağlı bunama, akıl hastalığı, zihinsel engel veya alkol/madde etkisi altında olması gibi nedenlerle, kendisine yönelen hileyi anlama, sorgulama ve buna karşı koyma yeteneğinin ortalamanın altında olmasıdır. Mağdurun sadece 'saf', 'deneyimsiz', 'eğitimsiz' veya 'dikkatsiz' olması bu fıkranın uygulanması için yeterli değildir. Bu durumlar, her insanda bulunabilecek kişisel özelliklerdir ve failin hilesinin aldatıcılığını artırabilir, ancak tek başına mağdurun algılama yeteneğinin zayıf olduğu anlamına gelmez. Nitelikli halin uygulanabilmesi için, patolojik veya yaşa bağlı, nesnel olarak saptanabilir bir algılama zayıflığının bulunması ve failin bu durumu bilerek istismar etmesi gerekir.