İYUK m. 2/1-c, 'Tahkim yolu öngörülen imtiyaz şartlaşma ve sözleşmelerinden doğan uyuşmazlıklar hariç' kamu hizmeti sözleşmelerinden doğan davaların idari yargıda görüleceğini belirtir. Bu hüküm, 'imtiyaz sözleşmelerinden' doğan uyuşmazlıkların çözüm yeri hakkında ne ima etmektedir?
Bu hüküm, 'tahkim yolu öngörülmemiş' imtiyaz sözleşmelerinden doğan uyuşmazlıkların çözüm yerinin idari yargı olduğunu ima etmektedir. İmtiyaz sözleşmeleri, bir kamu hizmetinin, masrafı ve riski özel bir kişiye ait olmak üzere, onun tarafından kurulması ve işletilmesi için idare ile yapılan uzun süreli idari sözleşmelerdir. Anayasa m. 125/1, 'Kamu hizmetleri ile ilgili imtiyaz şartlaşma ve sözleşmelerinde bunlardan doğan uyuşmazlıkların milli veya milletlerarası tahkim yoluyla çözülmesi öngörülebilir.' diyerek, bu tür sözleşmeler için tahkim yolunun bir seçenek olduğunu belirtmiştir. İYUK m. 2/1-c, bu Anayasal düzenlemeye paralel olarak, eğer bir imtiyaz sözleşmesinde taraflar uyuşmazlıkların çözümü için 'tahkim' yolunu seçmişlerse, bu uyuşmazlığın idari yargının görev alanı 'dışında' kalacağını, yani tahkimde çözüleceğini belirtmektedir. Bu ifadeden çıkarılacak zımni sonuç ise şudur: Eğer bir imtiyaz sözleşmesinde tahkim şartı 'öngörülmemişse', bu sözleşme de bir 'kamu hizmetinin yürütülmesi için yapılan idari sözleşme' olduğu için, bundan doğan uyuşmazlıklar genel kural gereği idari yargıda (Danıştay'da ilk derece mahkemesi olarak) görülecektir. Danıştay 13. Dairesi'nin 2013/3793 E. sayılı kararı da bir havalimanı işletme sözleşmesinin imtiyaz sözleşmesi niteliğinde olduğunu ve uyuşmazlığın idari yargıda görülmesi gerektiğini tartışmaktadır.